Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişi Tazminat Alabilir mi? Haklar, Kusur Oranı ve Yargıtay Uygulaması

Trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi sorusunun cevabını arayanlar için; kusur oranının tazminata etkisi, maddi–manevi tazminat, sigorta ve Yargıtay uygulaması detaylıca açıklanıyor.

Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişi Tazminat Alabilir mi?
Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişi Tazminat Alabilir mi?

2025-11-28 • Av.Batuhan Sancak

Bir trafik kazasına karıştığınızda ve raporlarda adınızın yanında “tali kusurlu” ifadesini gördüğünüzde, çoğu zaman ilk soru şu oluyor: “Trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi?”. Uygulamada pek çok kişi, kusuru olduğu anda tazminat hakkını tamamen kaybettiğini zannediyor. Oysa Türk Borçlar Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu çerçevesinde, kusurun derecesi tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmak yerine, çoğu durumda sadece tazminat miktarını azaltan bir unsurdur. Bu makalede; kusur–tazminat ilişkisinin nasıl kurulduğunu, asli ve tali kusur ayrımının ne anlama geldiğini, tali kusurlu kişilerin hangi şartlarda maddi ve manevi tazminat talep edebileceğini, sigorta süreçlerini ve Yargıtay’ın kusur oranına yaklaşımını ele alacağız.

Trafik Kazası Tazminat Kusur İlişkisi Nedir?

Kusur, basitçe söylemek gerekirse, kişinin trafik kurallarına veya genel dikkat–özen yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır. Trafik kazası sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminatın temelinde, kusur oranı yatar. Kazaya karışan her sürücü, yaya veya yolcu için, olayın oluş şekli dikkate alınarak bir oran belirlenir; örneğin %0, %25, %50, %75, %100 gibi. Bu oran, hem kimin ne kadar sorumlu olduğunu hem de kimin ne ölçüde tazminat alıp ödeyeceğini belirler.

Örnek vermek gerekirse; iki araçlı bir kazada A sürücüsünün %75, B sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu kabul edildiğinde, A hem karşı tarafa hem de kendi sigortacısına karşı daha yüksek oranda sorumlu hale gelir. Buna karşılık B, tali kusurlu sayılmasına rağmen, tamamen kusursuz olmadığı için zararı ölçüsünde bir indirimle de olsa tazminat talep edebilir. Buradaki esas ölçüt, “kim kazaya ne ölçüde sebep oldu?” sorusunun cevabıdır.

Tazminat hesabında sadece kusur oranı değil; zarar görenin uğradığı maddi zararlar (araç hasarı, tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı vb.) ile manevi zararlar da dikkate alınır. Ancak kusur oranı, hesaplanan toplam tutar üzerinden hakkaniyete uygun bir indirim yapılmasını sağlar. Bu nedenle kusur tespitinde yapılacak hata, doğrudan tazminat miktarına yansır ve çoğu zaman vatandaşların aleyhine sonuçlar doğurur.

Trafik Kazalarında Kusur ve Önemi

Trafik kazalarında kusur, yalnızca kimin “hatalı” olduğunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda sorumluluğun ve tazminatın paylaşılma biçimini de belirler. Kırmızı ışıkta geçmek, aşırı hız yapmak, alkollü araç kullanmak, sinyal vermeden şerit değiştirmek gibi açık ihlaller, çoğu zaman yüksek oranlı veya asli kusur sayılır. Buna karşılık hız sınırını sınırda aşmak, görüşün kısıtlı olduğu hava koşullarına tam uyum sağlamamak, kavşaklarda yeterli dikkat göstermemek gibi davranışlar ise daha düşük oranlı kusur olarak değerlendirilir.

Kusur oranı; sigorta şirketlerinin ödeme sorumluluğunu, tarafların birbirine karşı rücu (geri dönüp ödeme talep etme) imkanını, hatta kimi zaman ceza soruşturmalarının seyrini etkiler. Yargılama sırasında mahkeme, yalnızca kaza tespit tutanağına bakmakla yetinmez; olay yeri krokisi, fotoğraflar, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirir. Böylece, her bir tarafın kurallara aykırı davranışının kazaya nasıl ve ne ölçüde etki ettiği somut olarak ortaya konulmaya çalışılır.

Özetle, kusur oranı ne kadar sağlıklı ve gerçeğe uygun belirlenirse, tazminat paylaşımı da o kadar adil olur. Bu nedenle, tali kusur dahi olsa, hakkınızda yazılan oranı “önemsiz” görmemek; gerekiyorsa itiraz etmek, delil sunmak ve uzman desteği almak son derece önemlidir.

Asli Kusur – Tali Kusur Ayrımı

Asli kusur, kazanın meydana gelmesinde belirleyici ve baskın rol oynayan, ağır nitelikteki ihlalleri ifade eder. Kırmızı ışıkta geçme, radar sınırını çok aşan hızla sürme, alkollü veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanma, sollama yasağı bulunan yerde karşı şeride geçme gibi davranışlar çoğu zaman asli kusur kabul edilir. Asli kusurlu sürücünün, genellikle yüksek oranlı (%75 veya %100) kusurla sorumlu tutulduğu görülür.

Tali kusur ise, kazanın oluşumunda ikincil düzeyde etkili olan, ana sebebi oluşturmayan ama zararın meydana gelmesine veya ağırlaşmasına katkıda bulunan ihlallerdir. Örneğin; hız sınırını hafif şekilde aşmak, ani fren yapmaya elverişli mesafe bırakmamak, kavşağa yaklaşırken yeterince yavaşlamamak, hava koşullarına tam uyumlu olmayan ama “ağır ihlal” sayılmayacak sürüş tarzı tali kusur olarak değerlendirilebilir. Burada sürücünün tutumu, kazanın tek ve temel sebebi değildir; ancak olayın seyrine kayda değer bir katkı sağlamıştır.

Uygulamada zaman zaman “alt düzeyde tali kusur” kavramıyla da karşılaşılır. Bu ifade, zarar görenin kusurunun nispeten hafif olduğu; örneğin %10–%20 bandında bir sorumluluk yüklendiği durumları anlatır. Böyle olgularda mahkeme, hesaplanan tazminattan bu oran kadar indirim yaparak, hem zarar görenin kendi katkısını dikkate alır hem de asli kusurlunun baskın sorumluluğunu korur.

Trafik Kazasında Tali Kusur Nedir ve Nasıl Belirlenir?

Trafik kazasında tali kusurlu olmak, kazanın ortaya çıkmasında ikincil derecede etkili bir hataya sahip olmak anlamına gelir. Bu durum çoğu zaman; “kaza esasen diğer sürücünün ağır ihlaliyle meydana geldi, ancak sizin de olayı önlemeniz veya zararı azaltmanız mümkünken buna tam riayet etmemiş olmanız” şeklinde özetlenebilir. Tali kusurun tespiti, yalnızca kaza tespit tutanağındaki kodlara bakılarak değil, tüm deliller bir arada değerlendirilerek yapılmalıdır.

Belirleme sürecinde; olay yeri krokisi, fren ve çarpışma izleri, araçların son pozisyonu, yol çizgileri, hız sınırı, hava ve yol koşulları, varsa güvenlik kamerası ve araç içi kamera kayıtları büyük önem taşır. Tarafların beyanları ile görgü tanıklarının anlatımları da, teknik verilerle uyumlu olduğu ölçüde dikkate alınır. Türkiye’de sigorta sektöründe kullanılan SBM / TRAMER sistemleri, kaza tespit tutanaklarındaki bilgilere ve standart kusur dağılım cetvellerine göre bir ilk değerlendirme yapar; ancak bu sonuç, mahkeme açısından kesin ve değişmez değildir.

Mahkemeler, çoğu dosyada bilirkişi incelemesi yaptırarak, tarafların kusur oranını yeniden değerlendirir. Bu aşamada, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri, emniyetin hazırladığı tutanaklar, teknik raporlar ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları birlikte dikkate alınır. Eğer kaza tespit tutanağında tali kusur oranınız gereğinden yüksek belirlenmişse, bu oran hem sigorta hem de mahkeme nezdinde tartışmaya açıktır; doğru delil ve argümanlarla daha düşük bir kusur oranı elde etmek mümkündür.

Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişinin Hakları Nelerdir?

Trafik kazasında tali kusurlu olmanız, tazminat bakımından tamamen korumasız olduğunuz anlamına gelmez. Aksine, kusur oranınız ölçüsünde zararı karşı taraf veya sigorta şirketi üzerinde bırakma hakkınız devam eder. Öncelikle tali kusurlu kişi; araçta meydana gelen hasar, çekici–onarım masrafları, değer kaybı, tedavi giderleri, geçici veya kalıcı iş gücü kaybı, bakıcı giderleri gibi maddi zararlarını talep edebilir. Burada yapılacak şey, öncelikle zararın belgelenmesi ve kusur dağılımının netleştirilmesidir.

Bunun yanında tali kusurlu kişinin manevi tazminat talep etme hakkı da vardır. Özellikle ağır yaralanma, uzuv kaybı veya yakınının ölümüne sebep olan kazalarda, olaydaki kendi kusurunun payı bulunsa bile, maruz kaldığı acı ve psikolojik sarsıntı dikkate alınarak belli bir manevi tazminata hükmedilebilir. Mahkeme, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranı ve olayın tüm özelliklerini göz önünde tutarak makul bir tutar belirler.

Tali kusurlu kişi ayrıca, kaza tespit tutanağına ve kusur oranına itiraz etme hakkına sahiptir. Özellikle SBM sisteminde %50 ve üzeri tali kusur verilen durumlarda, yolun durumu, görüş mesafesi, trafik işaretleri ve tanık anlatımları çoğu zaman yeniden değerlendirilmelidir. Son olarak, zorunlu trafik sigortası ve varsa kasko poliçesi üzerinden sigorta şirketlerine başvurarak zararın karşılanmasını isteme hakkı da tali kusurlu kişinin temel haklarındandır.

Tali Kusurlu Kişinin Tazminat Alma Koşulları

Trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi? sorusunun cevabı, “evet, belirli koşullarla” şeklindedir. Öncelikle tazminat talep edebilmek için gerçek ve ispatlanabilir bir zararın bulunması gerekir. Bu zarar; araçtaki maddi hasar, tedavi ve ilaç giderleri, iş göremezlik nedeniyle gelir kaybı, üçüncü kişilere yapılan ödemeler, cenaze ve defin giderleri gibi kalemlerden oluşabilir. Zararın fatura, rapor, eksper incelemesi gibi belgelerle desteklenmesi gerekir.

İkinci koşul, karşı tarafın asli veya daha yüksek kusurlu olmasıdır. Uygulamada tali kusur genellikle %25 gibi daha düşük oranlarla ifade edilir. Örneğin, asli kusurlu sürücü %75, tali kusurlu sürücü %25 kusurlu bulunduysa; zarar gören tali kusurlu kişi, hesaplanan toplam zararın %75’ini isteme hakkına sahiptir. Kalan %25’lik kısım ise, kendi kusur katkısı olarak üstünde bırakılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kusur oranının isabetli belirlenip belirlenmediğidir.

Üçüncü şart, sigorta ve yargı sürecinin usulüne uygun yürütülmesidir. Zorunlu trafik sigortası ve kasko sigortası kapsamında ilgili sigorta şirketine süresi içinde başvuru yapılmalı, istenen belgeler eksiksiz sunulmalıdır. Sigortadan alınan teklif zararı karşılamıyorsa veya kusur oranı yanlış yansıtılmışsa, hukuk mahkemesinde tazminat davası açılarak hem kusur oranının hem de tazminat miktarının yeniden belirlenmesi istenebilir. Tüm bu adımlar, tali kusurlu kişinin tazminat alma koşullarının somut olay üzerinden değerlendirilmesini gerektirir.

Tali Kusurun Tazminat Üzerindeki Hukuki Etkileri

Tali kusur, tazminat hesabında indirime esas bir kriter olarak karşımıza çıkar. Yargısal uygulamada, önce zarar görenin uğradığı toplam maddi ve manevi zarar belirlenir; daha sonra zarar görenin kusur oranı bu tutar üzerinden indirime konu edilir. Böylece, hem zarar görenin kendi kusuru dikkate alınır hem de asli kusurlu tarafın sorumluluğu korunur.

Bunu somutlaştırmak için basit bir tablo kurabiliriz:

Kazadaki Kusur Dağılımı Toplam Zarar (Örnek) Zarar Görenin Kusuru Hak Kazanılabilecek Tazminat
Asli: %75 – Tali: %25 1.000.000 TL %25 750.000 TL
Asli: %80 – Tali: %20 500.000 TL %20 400.000 TL
Asli: %90 – Tali: %10 300.000 TL %10 270.000 TL

Görüldüğü üzere, tali kusur oranı arttıkça alınabilecek tazminat miktarı da azalır; ancak kural olarak tamamen sıfırlanmaz. Sadece, zarar görenin kendi davranışının kazaya katkısı oranında bir kesinti yapılır. Sigorta şirketleri de zorunlu trafik sigortası ve kasko kapsamında ödeyecekleri tutarı hesap ederken, SBM kayıtlarındaki kusur oranlarını ve kusur cetvellerini dikkate alır.

Bu nedenle, tali kusur tazminat üzerinde “ikincil ama doğrudan etkili” bir rol oynar. Kusur oranı yanlış veya abartılı belirlenmişse, tazminat hesabı da yanlış çıkar. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, sigorta şirketinin kusur ve tazminat hesabını kesin ve değişmez karar zannetmek ve mahkeme yoluna hiç başvurmamaktır. Oysa kusur oranı, yargılamada bilirkişi ve deliller ışığında yeniden tartışılabilir.

Manevi Tazminat Kusur Oranı ve Tali Kusur

Manevi tazminat, kazaya maruz kalan kişinin duyduğu acı, üzüntü, korku ve yaşamındaki sarsıntıyı kısmen de olsa telafi etmeyi amaçlayan, para ile ölçülmesi zor olan bir tazminat türüdür. Trafik kazalarında ağır yaralanma, uzuv kaybı, kalıcı sakatlık veya ölüm gerçekleştiğinde, zarar gören veya ölenin yakınları mahkemeden manevi tazminat talep edebilir. Burada hakim; tarafların sosyal durumları, olayın ağırlığı, kusur oranları ve ekonomik koşulları birlikte değerlendirir.

Tali kusur, manevi tazminat hesabında da dikkate alınır. Örneğin, tali kusurlu bir sürücü ağır şekilde yaralanmışsa ve toplamda makul görülen manevi tazminat tutarı 400.000 TL ise, kendi kusur oranı %25 olarak kabul edildiğinde bu tutar 300.000 TL’ye indirilebilir. Aynı ilke, ölen kişinin tali kusurlu olduğu durumlarda, yakınlarına ödenecek manevi tazminat bakımından da uygulanır. Yani, zarar görenin kusuru ne kadar fazlaysa, mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat da o oranda azaltılır.

Önemli nokta şudur; tali kusur, manevi tazminatı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Hakim, olayın özelliklerine göre, talep edilen tutarın tamamını reddetmek yerine, kusur oranını gözeterek bir kısmını uygun görebilir. Bu nedenle, dosyada kusur oranının doğru tespit edilmesi, manevi tazminatın da adil bir seviyede belirlenmesi için kritik öneme sahiptir.

Trafik Kazalarında Kusur Tespiti ve Yargıtay’ın Kusur Oranına Bakışı

Kusur tespiti, bir trafik kazası dosyasının adeta “temel taşı”dır. Kazanın ne şekilde meydana geldiğini, hangi tarafın hangi davranışla kurallara aykırı hareket ettiğini, bu davranışın kazaya ne ölçüde etki ettiğini ortaya koymadan, sağlıklı bir tazminat hesabı yapmak mümkün değildir. İlk aşamada trafik polisleri veya jandarma, olay yerinde kaza tespit tutanağı düzenler; tarafların beyanlarını alır, yol ve hava koşullarını not eder ve mümkünse fotoğraf–kroki hazırlar.

Bu tutanak, sigorta şirketleri ve SBM sistemi açısından başlangıç noktasıdır. Ancak mahkemeler, çoğu zaman bu ilk tespiti yeterli görmez ve teknik inceleme için bilirkişi raporu ister. Uzman bilirkişiler; hız, fren mesafesi, çarpma açısı, yol durumu, işaretleme ve benzeri unsurları dikkate alarak, tarafların kusur dağılımını yeniden değerlendirir. Tanık anlatımları, kamera kayıtları ve araç hasar durumları da bu rapora entegre edilir.

Yargıtay, önüne gelen dosyalarda kusur oranlarını doğrudan belirlemekten çok, yerel mahkemelerin yaptıkları kusur değerlendirmesinin hukuka uygun olup olmadığını denetler. Örneğin, asli kusurlu olacak davranışların tali kusur sayılması, dayanaksız biçimde %50–%50 kusur dağılımına gidilmesi, kusur raporlarında mevzuata aykırı kriterlerin esas alınması gibi durumlarda kararları bozabilir. Yargıtay’ın genel yaklaşımı; kusur oranlarının dengeli, gerekçeli ve delillerle uyumlu şekilde belirlenmesidir.

Bu çerçevede, tali kusurlu kişinin tazminat talebi söz konusu olduğunda, sadece sigorta şirketinin veya ilk tutanağın verdiği kusur oranına razı olmak zorunda değilsiniz. Dosya, gerektiğinde bilirkişi ve Yargıtay denetiminden geçerek daha isabetli bir kusur dağılımına kavuşabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazasında sadece tali kusurluysam hiç tazminat alamaz mıyım?

Hayır. Tali kusurlu olmanız, genel kural olarak tazminat hakkınızı tamamen ortadan kaldırmaz. Önce toplam maddi ve manevi zararınız belirlenir, ardından sizin kusur oranınız (örneğin %20–%25) bu tutar üzerinden indirilir ve kalan kısım için tazminat talep edebilirsiniz. Yani kural, “kusur oranı kadar indirim”, istisna ise çok ağır ve baskın kusurlu olduğunuz durumlarda tazminatın sınırlanmasıdır.

Kaza tespit tutanağındaki tali kusur oranına nasıl itiraz edebilirim?

Kaza tespit tutanağı ve SBM kayıtları ilk değerlendirmedir, değişmez hüküm değildir. Öncelikle sigorta şirketine itiraz dilekçesi vererek, delillerinizle birlikte kusur oranının yeniden değerlendirilmesini isteyebilirsiniz. Bu yeterli olmazsa, hukuk mahkemesinde tazminat davası açarak hem kusur oranının hem de tazminat miktarının bilirkişi incelemesiyle yeniden belirlenmesini sağlayabilirsiniz. Kamera kaydı, tanık beyanı, fotoğraf ve uzman raporları kusur itirazında son derece etkilidir.

Tali kusurlu yaya veya yolcu da tazminat alabilir mi?

Evet. Yaya veya yolcu, kurallara tam uymamış ve tali kusurlu bulunmuş olsa bile, kazada asıl kusur sürücüde ise tazminat hakkı devam eder. Bu durumda, örneğin yayaya ödenmesi gereken tazminat, onun kendi kusur oranı kadar azaltılarak hükmedilir. Özellikle ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, hem maddi hem manevi tazminat yönünden tali kusur oranı gözetilerek karar verilir.

Sigorta şirketinin belirlediği tazminat teklifine razı olmak zorunda mıyım?

Değilsiniz. Sigorta şirketleri, çoğu zaman SBM veri tabanındaki kusur oranlarını ve kendi iç hesaplama cetvellerini esas alarak teklif sunar. Bu teklif, mahkeme kararı niteliğinde değildir. Zararınızın tam karşılanmadığını veya kusur oranınızın yüksek tutulduğunu düşünüyorsanız, tekliften bağımsız olarak mahkemede tazminat davası açabilir; bilirkişi raporu ve Yargıtay içtihatları ışığında daha yüksek bir tazminat elde edebilirsiniz. Özellikle tali kusurlu olduğunuz durumlarda, teklifleri mutlaka hukuki açıdan kontrol ettirmeniz yararınıza olacaktır.

Bizi Arayın Whatsapp
WhatsApp