Tereke Nedir? Tereke Tespiti, Tereke Defteri ve Miras Hukukunda Terekenin Kapsamı

Tereke nedir sorusunun hukuki cevabı, tereke defteri, terekenin tespiti davası, tereke borçları ve görevli mahkeme konuları detaylı şekilde açıklanmaktadır.

Tereke Nedir?
Tereke Nedir?

2026-01-29 • Av.Batuhan Sancak

Tereke Nedir?

Tereke Nedir? sorusu, miras sürecinde hak kaybı yaşamamak isteyen kişiler için kritik bir başlangıç noktasıdır. Tereke, miras bırakanın (vefat eden kişinin) geride bıraktığı tüm malvarlığı, hak ve borçların hukuken tek bir bütün olarak değerlendirilmesidir. Uygulamada miras denildiğinde yalnızca ev veya arsa gibi taşınmazlar akla gelse de, miras hukuku bakımından tablo çok daha geniştir. Banka hesapları, alacaklar, araçlar, şirket payları, fikrî haklar (örneğin eser üzerindeki haklar) ve devam eden sözleşme ilişkileri de bu bütünün parçası olabilir. Aynı şekilde, borçlar da terekeye dahildir. Bu nedenle mirasçılar, hak kazanırken aynı zamanda sorumluluk da üstlenebileceğini bilerek hareket etmelidir. Bu makalede; terekenin kapsamı, tereke defteri, tespit süreci, mahkeme yolu, talep edilebilecek hususlar, süre ve masraf kalemleri ile uygulamada sık yapılan hatalar sistematik biçimde açıklanmaktadır.

Tereke Nedir?

Tereke, miras bırakanın ölümüyle birlikte geride kalan aktifler (malvarlığı ve haklar) ile pasiflerin (borçlar) tamamını kapsayan hukuki bütündür. Bu bütün, mirasçılara intikal eden (geçen) varlıkların tek tek sayılmasından ibaret değildir; miras hukuku, miras bırakanın malvarlığı ilişkilerini bir bütün olarak ele alır. Bu nedenle terekeye yalnızca taşınır ve taşınmaz mallar değil; alacak hakları, tazminat alacakları, devam eden kira gelirleri, şirket payları, kira sözleşmesi gibi süreklilik arz eden hukuki ilişkiler de dahil olabilir.

Uygulamada en sık yapılan hata, terekeyi sadece “mal” olarak görmek ve borç unsurunu göz ardı etmektir. Oysa mirasçının, mirası kayıtsız şartsız kabul etmesi halinde, tereke borçları bakımından da sorumluluk gündeme gelir. Bu noktada mirasçının önünde farklı hukuki yollar bulunur: mirası kabul, reddi miras (mirasın reddi) veya resmi tasfiye yoluna yönelme. Her bir yolun sonuçları farklıdır ve yanlış adım, mirasçının kendi malvarlığını da riske sokabilir.

Pratikte güvenli ilerlemek için ilk yapılması gereken, terekenin kapsamını olabildiğince netleştirmektir. Bu nedenle “tespit” ve “defter” süreçleri sadece formalite değildir; mirasçının bilinçli karar verebilmesinin ve ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesinin temel aracıdır. Terekeye ilişkin verilerin eksik bırakılması, paylaşım aşamasında anlaşmazlıkları büyütür; alacaklıların varlığının sonradan ortaya çıkması ise mirasçı açısından beklenmedik mali yük doğurabilir.

Tereke defteri nedir?

Tereke defteri, miras bırakanın malvarlığı ve borçlarının resmi biçimde kayıt altına alındığı, terekenin envanterini ortaya koyan belgedir. Bu defter, mirasçılar açısından bir “fotoğraf” işlevi görür: hangi malvarlığı unsurları var, hangi borçlar mevcut, hangi alacaklar takip edilebilir, hangi haklar korunmalıdır. Defterin varlığı, hem mirasçının karar sürecini rasyonelleştirir hem de alacaklıların haklarının korunmasına katkı sağlar.

Uygulamada tereke defteri düzenlenmeden mirasın paylaşıma konu edilmesi, çoğu zaman telafisi güç sorunlar doğurur. Örneğin, mirasçılar taşınmaz paylaşımı yapmışken bankadaki mevduatın veya devam eden bir icra dosyasının sonradan ortaya çıkması, hem yeni davalara hem de paylaşımın yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Bu nedenle tereke defteri, “sadece liste” değil, mirasın güvenli yönetimi için hukuki bir altyapıdır.

Tereke defterine; taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları, alacaklar, borçlar ve haklar dahil edilir. Bazı kalemlerin tespiti ise teknik inceleme gerektirebilir. Bu durumda bilirkişi raporlarıyla değerleme yapılması veya keşif (yerinde inceleme) gerçekleştirilmesi gündeme gelebilir. Tereke defteri, mirasçının mirası kabul edip etmeme kararında belirleyici olabildiği için özellikle borç şüphesi bulunan dosyalarda koruyucu nitelik taşır. Ayrıca terekeye yönelik haksız müdahaleler iddiasında, defterin dayanak belge olarak kullanılabilmesi uygulamada önemli avantaj sağlar.

Tereke defterini kim tutar?

Tereke defterinin tutulması, kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülen bir süreçtir. Bu mahkeme, terekenin tespiti için gerekli araştırmaları yapar; ilgili kurumlara yazı yazar, kayıtları toplar, gerektiğinde bilirkişi görevlendirir ve terekeye dahil unsurları sistematik biçimde deftere geçirir. Bu yönüyle tereke defteri, taraf beyanına dayanan sıradan bir listeleme değil, resmi araştırmaya dayanması gereken bir envanter çalışmasıdır.

Pratikte mirasçılar, “zaten biliyoruz” düşüncesiyle mahkemeye başvurmadan kendi aralarında liste yapma yoluna gidebilmektedir. Ancak bu yaklaşım, özellikle bankacılık işlemleri, tapu kayıtları, vergi borçları ve icra dosyaları bakımından ciddi boşluklar bırakır. Çünkü terekenin görünmeyen kalemleri, çoğu zaman resmi yazışmalarla ortaya çıkar. Mahkeme sürecinde bankalardan hesap ve kredi bilgileri, tapu müdürlüklerinden taşınmaz kayıtları, vergi idaresinden borçlar, sosyal güvenlik kurumlarından hak ve ödemeler gibi bilgiler temin edilebilir.

Tereke defterinin mahkeme eliyle tutulması, alacaklıların korunması bakımından da önemlidir. Mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa veya terekeye ilişkin mal kaçırma şüphesi bulunuyorsa, mahkemenin tespit ve kayıt işlemi, hukuki güvenlik sağlar. Ayrıca mahkeme sürecinde terekenin korunmasına ilişkin tedbirler (örneğin ihtiyati tedbir) de gündeme gelebilir. Bu nedenle defterin kim tarafından tutulduğu konusu, yalnızca “yetki” meselesi değil; sürecin sağlıklı işlemesi için temel bir güvencedir.

Müteveffadan intikal eden tereke ne demek?

Müteveffa (ölen kişi) kavramı, miras hukukunda miras bırakanı ifade eder. “Müteveffadan intikal eden tereke” ise, ölen kişiden mirasçılara geçen malvarlığı, haklar ve borçların tamamının hukuki adıdır. Buradaki intikal (geçiş), ölüm anıyla birlikte mirasın kural olarak mirasçılara geçmesi anlamına gelir. Ancak bu geçiş, mirasçının her durumda sorumluluğu kabul ettiği anlamına gelmez; mirasçı, belirli hukuki yolları kullanarak sorumluluk alanını yönetebilir.

Uygulamada bu ifadeye en sık resmi yazışmalarda, tapu ve veraset işlemlerinde, banka süreçlerinde ve dava dilekçelerinde rastlanır. Kavramın doğru anlaşılması, mirasın kapsamı konusunda yanlış beklentilerin önüne geçer. Çünkü “intikal eden tereke” yalnızca aktifi değil; pasifi de taşır. Bu nedenle mirasçının öncelikle terekenin içeriğini araştırması, borç ve alacak dengesini görmesi ve buna göre strateji belirlemesi gerekir.

Bir diğer kritik nokta, intikalin kendiliğinden gerçekleşmesi nedeniyle mirasçının terekeye ilişkin bazı işlemlerinin “kabul” olarak yorumlanabilmesidir. Örneğin terekeye ait mal üzerinde tasarruf niteliğinde işlemler, ileride mirasın kabulü tartışmalarına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden, özellikle borç şüphesi bulunan durumlarda, tespit ve defter süreçleri işletilmeden atılan adımlar hukuki risk yaratır. Dolayısıyla bu terim, sadece bir ifade değil; mirasçının hak ve yükümlülük alanını belirleyen sistemin özeti niteliğindedir.

Tereke borcu nedir?

Tereke borcu, miras bırakanın ölümünden sonra tereke içinde yer alan ve mirasçılara geçebilen tüm mali yükümlülükleri ifade eder. Bu borçlar, sadece bankadan çekilmiş kredi veya kredi kartı borcundan ibaret değildir. Vergi borçları, icra takipleri, sözleşmeden doğan edimler, tazminat borçları, kefalet ilişkileri ve çeşitli kamu alacakları da tereke borcu kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, “miras var ama borç yoktur” varsayımı çoğu dosyada gerçeği yansıtmaz.

Mirasçının sorumluluğu, seçtiği hukuki yola göre değişir. Kayıtsız şartsız kabul halinde, borçlar bakımından geniş bir sorumluluk alanı doğabilir. Buna karşılık reddi miras, mirasçının borçlara katlanmamasını sağlayan güçlü bir mekanizmadır. Bir diğer seçenek olan resmi tasfiye, borçların tereke içinden ödenmesi ve mirasçının kişisel malvarlığının korunması amacıyla işletilen bir yoldur. Hangi seçeneğin uygun olduğu, terekenin aktif-pasif dengesine göre değerlendirilmelidir.

Uygulamada sık yapılan hata, borç araştırması yapılmadan bankalardan para çekmek, taşınmazı devretmek veya terekeye ilişkin tasarrufta bulunmaktır. Bu tür işlemler, ileride mirasın kabul edildiği yönünde değerlendirmelere konu olabilir. Borç riski bulunan dosyalarda en doğru yaklaşım; terekenin tespiti, tereke defteri ve gerektiğinde koruyucu tedbirler ile süreci kontrol altında tutmaktır. Mirasçının hedefi, “borç yok saymak” değil; borcu doğru tespit edip hukuken doğru araçla yönetmek olmalıdır.

Tereke davası nedir?

Tereke davası ifadesi, uygulamada miras bırakanın malvarlığının tespiti, korunması, yönetimi ve paylaşımıyla bağlantılı birden fazla dava türünü kapsayan genel bir kullanım alanına sahiptir. Bu başlık altında en sık görülen uyuşmazlıklar; terekenin tespiti, terekeye iade (terekeye dahil edilmesi gereken malların geri kazandırılması), terekenin korunması için tedbir talepleri, mirasçılar arasında yönetim anlaşmazlıkları ve paylaşım öncesi belirleyici işlemlerdir. Dolayısıyla “tereke davası” denildiğinde tek bir dava kalıbından söz edilmez; amaca göre farklı yargısal yollar devreye girebilir.

Tereke davası, mirasçılar arasında anlaşmazlık olduğunda veya tereke üzerinde üçüncü kişilerin hak iddiası bulunduğunda önem kazanır. Örneğin bir mirasçı, terekeye ait malı diğer mirasçılardan gizli şekilde kullanıyor veya üçüncü kişiler terekeye müdahale ediyorsa, terekenin korunması ve tespiti için mahkemeden müdahale istenebilir. Bazı durumlarda kayyım (yönetim için atanan kişi) atanması da gündeme gelir. Kayyım, terekenin dağılmasını ve değer kaybını önlemek için geçici bir yönetim çözümüdür.

Uygulamada en sık hata, uyuşmazlık varken “aralarında hallederiz” yaklaşımıyla resmi adım atmamak ve terekenin fiilen eksilmesine izin vermektir. Tereke davası, çoğu zaman geç kalındığında etkisini kaybedebilen koruyucu araçlar içerir. Bu nedenle tespit, tedbir ve yönetim taleplerini zamanında kurgulamak gerekir. Amaç yalnızca dava açmak değil; mirasın gerçek kapsamını koruyarak paylaşım zemininin güvenli biçimde kurulmasını sağlamaktır.

Tereke Tespiti Nasıl Yapılır?

Tereke tespiti, miras bırakanın geride bıraktığı malvarlığı ve borçların mümkün olduğunca eksiksiz şekilde belirlenmesi işlemidir. Bu işlem, mirasçının hangi hukuki yolu seçeceğini sağlıklı biçimde belirlemesi için temel adımdır. Tespit, çoğu zaman Sulh Hukuk Mahkemesi sürecinde yürütülür ve resmi kurum kayıtlarıyla desteklenir. Çünkü terekenin kapsamı yalnızca mirasçıların bildiği unsurlarla sınırlı değildir; bankalarda unutulmuş hesaplar, tapu kayıtları, vergi borçları veya devam eden icra takipleri ancak resmi yazışmalarla ortaya çıkabilir.

  • Başvuru ve talep: Mirasçı, alacaklı veya menfaati olan kişi, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde tespit talebinde bulunur.
  • Resmi araştırma: Tapu, banka, vergi ve benzeri kurumlardan kayıtlar istenir; gerekirse icra dosyaları sorgulanır.
  • İnceleme ve değerlendirme: Değer tespiti için bilirkişi raporu alınabilir; gerektiğinde keşif yapılabilir.
  • Kayıt altına alma: Elde edilen veriler, tereke defterinde sistematik biçimde gösterilir.

Tespit sürecinin etkinliği, doğru kapsamda talep oluşturulmasına bağlıdır. Uygulamada sık hata, mahkemeden yalnızca taşınmaz sorgusu istenmesi ve bankalar, vergi borçları veya alacaklılar yönünden kapsamın dar tutulmasıdır. Bir diğer hata, tespit sürerken terekeye ait mallar üzerinde tasarrufta bulunarak süreci zora sokmaktır. Tespit işlemi, paylaşımın yerine geçen bir süreç değildir; ancak paylaşımın adil ve tartışmasız yapılabilmesi için zemin hazırlayan en kritik aşamalardan biridir.

Terekenin Tespiti Davası

Terekenin tespiti davası, miras bırakanın malvarlığı ve borçlarının belirlenmesi için mahkemeden resmi araştırma yapılmasını isteyen hukuki yoldur. Bu dava, mirasın kapsamını netleştirerek mirasçılar arasında paylaşım öncesi belirsizlikleri azaltmayı amaçlar. Davanın koruyucu niteliği vardır; yani hedef, “kimin ne alacağı”nı belirlemekten önce “ne var, ne yok” sorusuna güvenilir yanıt üretmektir. Bu sayede mirasçılar, mirası kabul, reddi miras veya resmi tasfiye seçeneklerini daha sağlıklı değerlendirebilir.

Terekenin tespiti davası, özellikle şu risklerin bulunduğu dosyalarda etkili sonuç verir: borç şüphesi, mirasçılar arası güvensizlik, mal kaçırma iddiası, üçüncü kişilerin terekeye müdahalesi veya terekenin önemli kısmının kayıt dışı kalabileceği endişesi. Mahkeme, resmi kurumlardan bilgi toplayarak terekeye dahil unsurları tespit eder. Bu araştırma sırasında yalnızca aktife odaklanılmaz; borçlar da kapsamlı biçimde ortaya konur. Böylece alacaklıların da hukuki pozisyonu şeffaflaşır.

Uygulamada yapılan hata, tespit davasını paylaşım davası gibi düşünmek ve dava dilekçesinde talepleri bu doğrultuda kurgulamaktır. Tespit davası, delil altyapısı oluşturur; paylaştırma ise ayrı bir hukuki süreç olabilir. Bir diğer hata, tespit talebi varken terekeye yönelik tasarruflara devam etmek ve sonradan “bilmeden yaptım” savunmasına güvenmektir. Mahkeme süreci; kayıt, izleme ve gerektiğinde koruma tedbirleriyle birlikte düşünülmelidir. Bu yaklaşım, mirasçının ileride karşılaşabileceği itirazları ve ihtilafları azaltır.

Terekenin tespiti davasında neler talep edilir?

Terekenin tespiti davasında, mahkemeden temel olarak miras bırakanın tüm malvarlığı ve borçlarının kapsamlı biçimde araştırılması talep edilir. Talebin doğru kurulması, tespit sürecinin etkinliğini doğrudan etkiler. Uygulamada sıkça görülen sorun, “genel tespit” istenip detay kalemlerin belirtilmemesidir. Oysa özellikle bankacılık işlemleri, icra dosyaları, vergi borçları ve taşınmazlar bakımından açık ve kapsamlı istemler, süreci hızlandırır ve eksik araştırma riskini azaltır.

Talep Başlığı Uygulamadaki Karşılığı Risk / Kritik Nokta
Taşınır ve taşınmazların tespiti Tapu kayıtları, araç kaydı, değerli eşya Eksik araştırma paylaşımda uyuşmazlık doğurur
Banka hesapları ve finansal varlıklar Mevduat, kredi, yatırım hesapları Gizli/unutulmuş hesaplar sonradan sorun çıkarabilir
Borçların belirlenmesi Vergi borcu, icra takipleri, sözleşme borçları Mirasçının sorumluluğu doğru yönetilmezse kişisel malvarlığı etkilenebilir
Terekenin korunması için tedbir İhtiyati tedbir, müdahalenin önlenmesi Geç kalınırsa tereke fiilen eksilebilir

Bunlara ek olarak, terekeye haksız müdahalenin önlenmesi, terekenin yönetimi için geçici çözümler ve kayıtların güvence altına alınması da talep edilebilir. Tespit davasında talep edilen unsurların kapsamı, ileride açılabilecek davaların yükünü azaltır. Bu nedenle mirasçının amacı, sadece “tespit” istemek değil; terekenin gerçeğe uygun biçimde ortaya çıkmasını sağlayacak kapsamı doğru biçimde kurmaktır.

Tereke tespit davası ne kadar sürer?

Tereke tespit davasının süresi, dosyanın kapsamına, terekenin dağınıklığına, resmi kurum yazışmalarının hızına ve gerektiğinde yapılacak bilirkişi incelemelerine göre değişir. Tek bir taşınmaz ve sınırlı bankacılık işlemi olan dosyalarda süreç daha kısa yönetilebilirken, çok sayıda taşınmaz, farklı bankalarda hesaplar, devam eden icra takipleri ve alacak-borç ilişkilerinin bulunduğu dosyalarda tespit daha fazla aşama içerir. Bu nedenle süreyi belirleyen asıl etken, mahkemenin “ne kadar araştırma yapmak zorunda kaldığıdır”.

Uygulamada davayı uzatan başlıca faktörler şunlardır: kurumların cevap süreleri, farklı illerdeki tapu ve icra kayıtlarının toplanması, eksik beyanlar nedeniyle tekrar yazışma yapılması ve değer tespiti için bilirkişi raporu alınması. Bazı dosyalarda, terekeye müdahale iddiası varsa tedbir talepleri ve bu taleplere ilişkin itirazlar da dosyanın işlem yükünü artırır. Bir diğer uzama sebebi, mirasçılar arasında çekişmenin bulunması ve tarafların tespit kapsamı üzerinde ihtilafa düşmesidir.

Süre yönetimi açısından en kritik nokta, tespit talebinin en başta doğru kapsamda kurulmasıdır. Talep dar tutulursa, sonradan ek araştırma ihtiyacı doğar; bu da yeni müzekkereler (resmi yazılar) ve ek incelemeler anlamına gelir. Ayrıca mirasçıların, tespit sürecinde mahkemenin istediği belgeleri geciktirmemesi ve terekeye ilişkin bildikleri bilgileri açıkça sunması pratikte süreci hızlandırır. Tespit davasında hedef, aceleyle sonuç almak değil; eksiksiz ve güvenilir bir envanter oluşturmaktır.

Dava masrafları

Terekenin tespiti davasında masraf kalemleri, dosyada yapılacak işlemlerin sayısına ve kapsamına göre şekillenir. Genel olarak bu tür davalarda; başvuru ve harçlar, tebligat giderleri, resmi kurum yazışma masrafları ve gerekiyorsa bilirkişi/keşif giderleri gündeme gelir. Dosyanın genişlemesi, özellikle bilirkişi raporlarının sayısı ve keşif ihtiyacı arttıkça masraf kalemlerini de büyütebilir. Bu noktada masrafın “yük” gibi görülmesi, uygulamada sık yapılan bir yanlış değerlendirmedir; çünkü eksik tespit, ileride çok daha maliyetli davalara neden olabilir.

Bilirkişi incelemesi (uzman değerlendirmesi) gereken durumlar, çoğunlukla taşınmazların değer tespiti, şirket paylarının değerlendirilmesi, taşınırların kıymet takdiri veya alacakların niteliğinin belirlenmesi gibi teknik başlıklarda ortaya çıkar. Keşif ise, yerinde inceleme gerektiren hallerde devreye girer. Bu işlemler masraf doğursa da, tespit dosyasının güvenilirliğini artırır ve paylaşım sürecinde “değer” tartışmalarını azaltır.

Uygulamada masraf kalemlerini azaltmak amacıyla talebi daraltmak, çoğu zaman ters etki yaratır ve eksik araştırma nedeniyle tekrar tekrar işlem yapılmasına yol açar. Bu nedenle stratejik yaklaşım; masrafı körlemesine kısmak değil, tespiti eksiksiz kurgulayarak ilerideki uyuşmazlık riskini azaltmaktır.

Hangi mahkeme bakar?

Terekenin tespiti davası ve tereke defteriyle bağlantılı işlemler bakımından görevli mahkeme, kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Son yerleşim yeri, kişinin fiilen yaşamını sürdürdüğü ve hukuken ikametgah sayılan yerdir. Bu belirleme, tereke dosyasının doğru mahkemede açılması açısından kritik önemdedir; yanlış yerde açılan davalarda yetki itirazı gündeme gelebilir ve süreç uzayabilir.

Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, mirasçıların kendi ikamet ettiği yerde dava açmaya çalışmasıdır. Oysa yetki, mirasçının değil miras bırakanın son yerleşim yeri üzerinden belirlenir. Bir diğer hata, tereke tespiti ile paylaşım veya başka miras davalarının mahkeme ayrımını göz ardı etmektir. Bazı talepler Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanındayken, farklı türde miras uyuşmazlıklarında görevli mahkeme değişebilir. Bu nedenle talebin niteliğine göre doğru yargı yolunu seçmek gerekir.

Mahkemenin doğru belirlenmesi, yalnızca usul meselesi değildir; delillerin toplanması, kurum yazışmaları ve yerel kayıtların temini açısından pratikte hız kazandırır. Özellikle tapu, vergi, belediye ve icra kayıtları gibi yerel bağlantılı araştırmalarda, yetkili mahkemeden yürütülen süreç daha etkin ilerleyebilir. Sonuç olarak, tereke sürecinde doğru mahkemeye başvurmak; tespitin eksiksiz yapılması ve ileride doğabilecek ihtilafların daha yönetilebilir hale gelmesi bakımından temel bir adımdır.

SSS

Tereke sadece taşınmazlardan mı oluşur?

Hayır. Tereke; taşınmazların yanında taşınırlar, banka hesapları, alacaklar, fikrî haklar ve miras bırakanın borçları dahil olmak üzere geniş bir kapsama sahiptir. Terekeyi yalnızca “ev-arsa” olarak görmek, tespit ve paylaşım aşamasında eksikliklere yol açar.

Tereke borçları ortaya çıkmadan mirası kabul etmek riskli midir?

Evet. Mirasın kabulü, borçların da üstlenilmesi sonucunu doğurabilir. Borç şüphesi bulunan durumlarda, terekenin tespiti ve tereke defteri süreçleri işletilmeden yapılan işlemler, mirasçının kişisel malvarlığı açısından risk oluşturabilir.

Terekenin tespiti davası paylaşım davası yerine geçer mi?

Hayır. Tespit davası, “mirasın kapsamını” netleştirmeyi amaçlar. Paylaşım ise ayrı bir süreç olabilir. Tespit yapılmadan paylaşıma girişilmesi, sonradan ortaya çıkan malvarlığı veya borçlar nedeniyle yeni ihtilaflar doğurabilir.

Tereke defteri ne işe yarar?

Tereke defteri, miras bırakanın malvarlığı ve borçlarının resmi envanteridir. Mirasçının mirası kabul, reddetme veya resmi tasfiye seçeneklerini bilinçli değerlendirmesine yardımcı olur; ayrıca alacaklıların korunması ve terekeye müdahalelerin önlenmesi açısından dayanak oluşturur.

Tereke tespiti için hangi mahkemeye başvurulur?

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenir. Yanlış mahkemede açılan başvurular usul sorunları doğurabilir.

Bizi Arayın Whatsapp
WhatsApp