2025-11-27 • Av.Batuhan Sancak
Sosyal medya ve internet üzerinden hakaret suçu ve ön ödeme, son yıllarda hem gündelik hayatın hem de ceza yargılamasının merkezine yerleşen konulardan biridir. Artık insanlar tartışmalarını çoğu zaman X (eski Twitter), Instagram, Facebook, WhatsApp grupları veya yorum alanlarında yaşıyor; buna paralel olarak da hakaret iddiaları büyük oranda dijital ortamda karşımıza çıkıyor. Bu yazıda, internet üzerinden hakaret suçunun hangi söz ve davranışlarla oluştuğunu, basit ve nitelikli hallere göre cezanın nasıl belirlendiğini, 7531 sayılı Kanun ile getirilen ön ödeme rejimini ve sosyal medya dosyalarında en sık yapılan hataları adım adım ele alacağız. Amaç, hukuki altyapıyı sade bir dille açıklamak ve şikâyet etmeyi, savunma yapmayı veya ön ödeme teklifini değerlendirmeyi düşünen kişilere pratik bir yol haritası sunmaktır.
İnternet Üzerinden Hakaret Suçu Nedir? (TCK 125)
Türk Ceza Kanunu’na göre hakaret suçu, bir kişiye somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövme yoluyla onun onur, şeref ve saygınlığının hedef alınmasıyla oluşur. Somut fiil isnadı; “şu tarihte şu kişiden para çaldın”, “x kişiden rüşvet aldın” gibi, dış dünyada sınanabilir bir davranış yüklemeyi ifade eder. Sövme ise; “şerefsiz”, “aşağılık”, “namussuz” gibi, kişinin şahsiyetini hedef alan ağır ve değersizleştirici sözlerdir. İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçunda da ölçü aynıdır; yalnızca suçun işlendiği ortam değişmiştir.
Hakaretin internet üzerinden işlenmesi, çoğu zaman şu araçlar üzerinden gerçekleşir:
- Sosyal medya paylaşımı (tweet, gönderi, story, reel vb.)
- Paylaşım altına yazılan yorumlar
- Özel mesajlar (DM), WhatsApp / Telegram mesajları
- E-posta (e-mail) veya klasik mektup
- Forum yazıları, blog yorumları, oyun içi sohbet mesajları gibi diğer dijital alanlar
TCK m.125/1 uyarınca basit şekliyle hakaretin cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakim ya hapis ya adli para cezası verir; ikisini aynı anda veremez. Suçun internet üzerinden işlenmesi, temel olarak ceza miktarını değil, çoğu olayda “aleniyet” ve “ileti yoluyla işleme” gibi nitelikleri gündeme getirdiği için önemlidir. Bu nitelikler cezanın artırılmasına veya dosyanın ön ödeme/uzlaşma kapsamı dışında kalmasına yol açabilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişilerin her ağır sözü “hakaret” sanmasıdır. Oysa ceza hukuku, yalnızca kişi onur ve saygınlığını ciddî biçimde zedeleyen davranışları suç olarak düzenler. Bu nedenle, sosyal medyada yapılan her sert tartışma ceza davasına konu edilse dahi, mahkemeler her dosyada hakaret suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığını ayrıntılı biçimde incelemek zorundadır.
Hangi Sözlerle İnternetten Hakaret Suçu İşlenebilir?
İnternet ortamında hakaret suçunu oluşturan sözlerin tek tek bir listesi yoktur. Ancak Yargıtay’ın genel yaklaşımı, birkaç temel eksende toplanır. Birincisi, kullanılan ifade kişinin; onurunu, toplum içindeki saygınlığını ve kişisel değerini hedef almalıdır. Bu nedenle “hırsız”, “dolandırıcı”, “namussuz”, “aşağılık” gibi sıfatlar çoğu dosyada hakaret kabul edilir. İkincisi, kişiye somut bir suç veya ayıp isnadı yapılabilir; “filanca gün iş yerinde kasadan para aldın”, “şu ihalede rüşvet verdin” gibi ifadeler buna örnektir. Üçüncüsü, kişinin fiziksel veya psikolojik özelliklerine, engeline ya da kişisel durumuna alaycı ve aşağılayıcı şekilde vurgu yapan sözler de hakaret kapsamında değerlendirilir.
Buna karşılık, her kaba söz hakaret değildir. Yargıtay’ın birçok kararında; “terbiyesiz”, “saygısız”, “ikiyüzlü”, “yalancı” gibi sözlerin, bağlama göre kaba ve nezaket dışı değerlendirilse de her zaman cezai sorumluluk doğurmadığı kabul edilmiştir. Aynı şekilde, “Allah belanı versin”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “cehenneme kadar yolun var” gibi beddua niteliğindeki ifadeler, çoğu kararda hakaret değil, öfkenin dışavurumu olarak ele alınmaktadır.
Burada önemli olan, sözün kullanıldığı bağlam ve hedef alınan kişidir. Örneğin kamuya mal olmuş siyasetçiler, sanatçılar, sporcular hakkında daha sert ve ağır eleştirilere izin verildiği kabul edilir. Bu kişilerin “eleştiriye katlanma yükümlülüğü” daha geniştir. Bu nedenle, aynı cümle bir vatandaşa söylendiğinde hakaret sayılabilirken, bir siyasetçiye yöneltildiğinde ağır eleştiri olarak nitelendirilebilir.
Öte yandan, sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar altına kişinin engeli, kilosu, görünümü, ruhsal durumu gibi özelliklerine yönelik aşağılayıcı yorumlar (“topal…”, “kör herif…” vb.) çoğu dosyada açıkça hakaret kabul edilmektedir. Kısacası, bir ifade kaba, rahatsız edici veya kırıcı olabilir; ancak ceza hukuku açısından hakaret sayılabilmesi için, kişinin şeref ve saygınlığına doğrudan ve ciddi bir saldırı niteliği taşıması gerekir.
İnternetten İleti Yoluyla Hakaret Suçu
TCK m.125/2, hakaret suçunun “mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle” işlenmesi halini düzenler. Buradaki “ileti”; klasik anlamda mektup ve e-postadan, WhatsApp mesajlarına, sosyal medya DM’lerine, SMS’e, hatta sesli mesaj ve görüntülü arama içeriklerine kadar çok geniş bir alanı kapsar. Önemli olan, failin bu araçları kullanarak doğrudan mağduru hedef alması ve mağdurun bu iletiden haberdar olmasını istemesidir.
Örneğin, bir kişiye WhatsApp’tan “şerefsiz, aşağılık” şeklinde mesaj göndermek, mağduru muhatap alan ileti yoluyla hakarettir ve hukuken “huzurda hakaret” gibi değerlendirilir. Buna karşılık, hakaret içeren mesajı mağdurun görmesini istemeden üçüncü bir kişiye göndermek, sonra bu kişinin ekran görüntülerini mağdura göstermesi gibi durumlarda, “ileti yoluyla huzurda hakaret” unsuru gerçekleşmeyebilir. Yargıtay, bu tarz dosyalarda failin “iletiyi mağdura yöneltme kastı” olup olmadığını özellikle sorgulamaktadır.
İleti yoluyla hakarette dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, gıyapta hakaret ile ilişkisidir. Eğer aynı hakaret, mağdurun yokluğunda en az üç kişiyle paylaşılıyorsa veya üç kişinin bulunduğu bir mesajlaşma grubuna yazılıyorsa, gıyapta hakaret hükümleri de devreye girer. Bu durumda da ceza, TCK m.125’in öngördüğü sınırlar içinde belirlenir.
Uygulamada en sık tartışılan konulardan biri de, retweet ve beğeni (like) gibi platforma özgü davranışların nasıl yorumlanacağıdır. Retweet, çoğu kararda hakaret içeriğini yeniden paylaşma, yani hakaret sözünü sahiplenip yayma olarak değerlendirilmekte ve fail aleyhine delil sayılmaktadır. Buna karşılık, yalnızca hakaret içerikli bir paylaşımı “beğenmek”, tek başına çoğu dosyada suçun oluşumu için yeterli görülmemekte; kişisel değerlendirme veya onay gösterisi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, aynı içerik için RT yapan kişi hakkında dava açılırken, sadece “like” atan kişiye dava açılmayabilmektedir.
İnternetten Alenen Hakaret Suçu Nedir?
Hakaretin alenen işlenmesi, cezanın TCK m.125/4 uyarınca altıda bir oranında artırılması sonucunu doğurur. İnternet ve sosyal medya söz konusu olduğunda “aleniyet” meselesi özel önem kazanır. Çünkü birçok paylaşım, herkesin görebildiği bir ortamda yapılırken, bazı hesaplar yalnızca sınırlı bir takipçi grubuna açıktır.
Aleniyet için temel ölçü, hakaret içeren söz veya davranışın belirlenemeyen sayıdaki kişiye ulaşma ihtimalidir. Örneğin, herkese açık (public) bir Twitter hesabından veya Instagram profilinden yapılan hakaret içerikli paylaşım, genellikle aleni kabul edilir. Buna karşılık, yalnızca 15–20 kişilik kapalı bir grupta yapılan hakaret, koşullara göre aleniyet artırımı olmaksızın cezalandırılabilir. Yargıtay, sosyal medya dosyalarında mahkemelerin; hesap ayarlarının herkese açık mı, sadece arkadaşlara mı, yoksa belirli bir listeye mi yönelik olduğunu araştırmasını istemektedir. İnceleme yapılmadan, otomatik olarak “aleniyet vardır” denilmesi bozma sebebi sayılabilmektedir.
Aşağıdaki özet tablo, sosyal medya üzerinden hakaret suçunda aleniyet ve ceza ilişkisini basitçe gösterir:
| Paylaşım Türü | Aleniyet Durumu | Ceza Üzerindeki Etkisi |
|---|---|---|
| Herkese açık profil üzerinden hakaret içeren tweet/gönderi | Genellikle aleni kabul edilir | Temel ceza + 1/6 oranında artırım |
| Sadece arkadaşların görebildiği kapalı hesap paylaşımı | Somut olaya göre, çoğu kez aleni sayılmaz | Temel ceza, aleniyet artırımı yok |
| Özel mesaj (DM, WhatsApp, SMS) ile hakaret | Aleniyet yok | Temel ceza, iletinin mağduru hedef alması nedeniyle huzurda hakaret gibi değerlendirilir |
Özellikle internet üzerinden hakaret dosyalarında, aleniyetin varlığı veya yokluğu, hem cezanın miktarını hem de ön ödeme tutarını etkilediği için savunmada ve şikâyet dilekçelerinde mutlaka ayrıntılı şekilde tartışılmalıdır. Hesabın ekran görüntüsü, gizlilik ayarlarına ilişkin kayıtlar ve paylaşımı görebilen kişi sayısı, bu noktada önemli delil niteliğindedir.
7531 Sayılı Kanun ile Sosyal Medyada Hakaret ve Şikâyet Sürelerinde Yapılan Değişiklikler
14 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, özellikle hakaret suçunda şikâyet süresi ve ön ödeme rejimi bakımından önemli yenilikler getirdi. Öncelikle, hakaret suçunun şikâyete tabi temel şekli açısından yeni bir üst sınır öngörüldü: Artık hakaret, ne zaman öğrenilirse öğrenilsin, fiilin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde şikâyet edilebiliyor. Altı aylık klasik şikâyet süresi, bu iki yıllık azami süre içinde kalmak kaydıyla uygulanıyor. Böylece yıllar sonra “eski ekran görüntüleri” ile şikâyet yoluna gidilmesinin önüne hukuken önemli bir set çekilmiş oldu.
İkinci kritik yenilik, TCK m.75’teki ön ödeme kapsamının genişletilmesidir. Artık hakaret suçunun; mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle işlenmesi (TCK 125/2) ile dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç ve kanaatlere veya kutsal sayılan değerlere ilişkin bazı nitelikli hallerinin (TCK 125/3-b ve 125/3-c) ve alenen işlenmiş şeklinin de ön ödeme kapsamında değerlendirileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK 125/3-a) ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine hakaret (TCK 125/5) bu kapsamın dışındadır.
Son olarak, hakaret suçunun mağduru muhatap alan iletiyle işlenen şekli bakımından uzlaşma kurumunda da değişiklik yapıldı. CMK m.253’te yapılan düzenleme ile, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olsa bile 125/2 kapsamındaki ileti yoluyla hakarette uzlaşma yoluna gidilemeyeceği açıkça belirtildi. Bu da sosyal medyadan DM veya mesajla işlenen hakaret dosyalarında, öncelikle uzlaştırma dosyası açılması uygulamasının sona erdiği anlamına gelir.
Hakaret Suçunda Önödeme Usulü ve Ön Ödeme Miktarı
Ön ödeme, basitçe söylemek gerekirse, bazı suçlarda failin belirli bir para miktarını ve soruşturma giderlerini ödeyerek hakkında ceza davası açılmasını veya açılmış davanın devamını engellemesine imkân veren bir ceza hukuku kurumudur. TCK m.75’e göre, ön ödeme kapsamındaki bir suçta savcı, şüpheliye yazılı olarak bir teklif gönderir; bu teklifte ödemesi gereken tutar ve süre (genellikle 10 gün) açıkça belirtilir. Şüpheli bu süre içinde ödemeyi tamamlarsa, hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verilir veya dava açılmış ise düşme kararı verilir. Bu kararlar, klasik anlamda “mahkûmiyet hükmü” olmadığından, ödenen ön ödeme tutarı adli sicil kaydına işlenmez.
Sosyal medya ve internet üzerinden hakaret suçunda ön ödemenin tutarı, kanunda öngörülen asgari hapis cezasının gün karşılığı üzerinden hesaplanır. Hakaret suçunun basit halinde alt sınır 3 ay (90 gün) olduğundan, her gün için 100 TL esas alındığında:
- Basit (ileti yoluyla) hakarette: 90 gün x 100 TL = yaklaşık 9.000 TL + soruşturma masrafları
- Alenen işlenen nitelikli halde (örneğin herkese açık sosyal medya paylaşımı): 90 gün + 1/6 artırım = 105 gün; 105 x 100 TL = yaklaşık 10.500 TL + masraflar
Bu noktada iki önemli ayrıntı vardır. Birincisi, ön ödeme kararı mağdurun onayına bağlı değildir; savcı teklifi doğrudan şüpheliye yapar ve şüpheli ödemeyi kabul ettiğinde dosya ceza yönünden kapanır. Mağdurun buna itiraz imkânı yoktur; ancak hakaret nedeniyle ayrıca manevi tazminat davası açma hakkı devam eder. İkincisi, ön ödeme kapsamında dosya kapanmış olsa bile, fail aynı suçu beş yıl içinde tekrar işlerse TCK m.75/6 gereği ikinci defa ön ödeme imkanından yararlanamaz; bu kez hakkında doğrudan kamu davası açılır ve klasik yargılama süreci işletilir.
Bu nedenle, sosyal medyada sık sık sert tartışmalara giren, hakaret sınırında ifadeler kullanan kişilerin “nasılsa para öder kurtulurum” yaklaşımı ciddi risk taşır. Bir kez ön ödeme ile kapanan dosyanın ardından beş yıl içinde işlenecek ikinci hakaret fiili, ön ödeme ve çoğu zaman uzlaşma imkanından yoksun biçimde yürüyen bir ceza davasına dönüşebilir.
İnternet Yoluyla Karşılıklı Hakaret Suçu ve Haksız Tahrik
Hakaretin internet üzerinden karşılıklı olarak işlenmesi, TCK m.129/3 kapsamında özel bir düzenlemeye tabidir. Örneğin, X üzerinden açılan bir tartışmada taraflardan birinin “maymun” demesi, diğerinin ertesi gün “yarasa” diyerek cevap vermesi, hatta bunun farklı zaman dilimlerinde gerçekleşmesi bile karşılıklı hakaret sayılmasına engel değildir. Önemli olan, her iki tarafın da birbirine karşı hakaret içeren ifadeler kullanmış olmasıdır.
Karşılıklı hakaret halinde hakim; tarafların her ikisine birden ceza vermeyebilir veya cezayı önemli ölçüde indirebilir. Bu, özellikle sosyal medya tartışmalarında, şikâyetçinin de hakarete başvurduğu dosyalarda sıkça karşımıza çıkar. Bu nedenle, sadece kendisine yöneltilen mesajları değil, kendi paylaşımlarını da ekran görüntüsüyle saklayan kişiler, farkında olmadan kendi aleyhlerine delil biriktirmiş olabilirler.
Haksız tahrik ise, failin bir haksız fiile tepki olarak hakaret etmesi halinde cezanın azaltılmasına veya hiç ceza verilmemesine imkân tanıyan bir ceza hukuku kurumudur. TCK m.129, hakaret suçunda haksız tahriki genel hükümlerden ayrı ve özellikle düzenlemiştir. Örneğin, bir kişinin sosyal medyada hakkında gerçek dışı ağır iddialar yayılması üzerine öfkeyle hakaret içeren bir paylaşım yapması veya kendisine yönelik fiziki saldırı (yaralama) sonrası tepki olarak hakarette bulunması gibi durumlarda mahkemeler, çoğu zaman cezada indirim yapmakta, bazı dosyalarda ise ceza vermeye yer olmadığına karar vermektedir.
Pratikte yapılan en büyük hatalardan biri, mağdurun ilk haksız hareketini belgelememektir. Sosyal medya hesabında silinen eski paylaşımlar, kaldırılan yorumlar, geç alınmış ekran görüntüleri veya eksik log kayıtları, haksız tahrik iddiasının ispatını zorlaştırır. Bu nedenle, bir kişi kendisine karşı haksız bir fiil işlendiğini düşünüyorsa, ani bir öfkeyle cevap yazmadan önce delilleri (ekran görüntüsü, URL, tarih-saat bilgisi vb.) güvenli bir şekilde kaydetmelidir. Aksi halde, kendi hakaret içeren cevabı dosyada kalırken, kendisine yöneltilen ilk haksız sözlerin bulunamaması, davanın seyrini tamamen değiştirebilir.
İnternetten Hakaret Suçunda Şikayet, Zamanaşımı, Uzlaşma ve HAGB
Hakaret suçunun temel şekli, şikâyete tabi bir suçtur. Mağdur, hakaret fiilini ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanmak zorundadır. Ancak 7531 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme sonucu, bu süre fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Yani kişi hakareti geç öğrense bile, olay üzerinden iki yıldan fazla geçmişse şikâyet hakkı düşer. Buna karşılık, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret gibi bazı nitelikli hallerde suç şikâyete tabi değildir; savcılık resen soruşturma açar ve genel dava zamanaşımı (örneğin 8 yıl) uygulanır.
Uzlaşma bakımından, TCK m.125/1 kapsamındaki basit hakaret suçu normalde uzlaşma prosedürüne tabidir. Ancak, hakaretin mağduru muhatap alan iletiyle işlenmiş hali (TCK 125/2) için CMK m.253/3 uyarınca uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ayrıca, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret veya dinî/siyasi inanç nedeniyle hakaret gibi nitelikli haller, şikâyete bağlı olmadığı için yine uzlaştırma kapsamı dışındadır. Sosyal medya dosyalarında, bu ayrımlar savcılık tarafından doğru yapılmadığında, dosyanın gereksiz yere uzlaşmaya gönderilmesi veya tam tersine uzlaşma imkânının gözden kaçması gibi uygulama sorunları ortaya çıkmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün belirli şartlarla 5 yıl süreyle hukuk dünyasında sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu süre sorunsuz geçirilirse dava düşer; sanık, o hüküm bakımından adli sicilde mahkûm gibi görünmez. İnternetten hakaret suçunda HAGB uygulanırken dikkat edilmesi gereken nokta, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartının maddi zarar bakımından aranması, salt manevi zararın bu anlamda giderilmesinin zorunlu sayılmamasıdır. Çünkü hakaret suçunda çoğu zaman hesaplarda silme, düzeltme, özür gibi manevi telafi yolları gündeme gelir; doğrudan parasal zarar ortaya çıkmayabilir.
Son olarak, mahkeme hakaret suçunda hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir veya hükmolunan hapis cezasının infazını erteleyebilir. Bu kararlar, sanığın geçmiş sabıka durumu, suçun işleniş biçimi, sosyal çevresi ve dosyadaki pişmanlık göstergelerine göre verilir. Sosyal medya dosyalarında, failin paylaşımı silmesi, özür dilemesi, benzer davranışlara devam etmemesi gibi faktörler, çoğu zaman cezanın ertelenmesi veya para cezasına çevrilmesi yönünde lehine değerlendirilir.
İnternetten Hakaret Suçu Nasıl İspatlanır? Yargıtay Kararlarından Öne Çıkan İlkeler
İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında ispat, çoğu zaman ekran görüntüleri ve dijital kayıtlar üzerinden yürür. Ancak yalnızca siyah-beyaz, tarih-saat bilgisi belirsiz bir çıktı; mahkeme için her zaman yeterli kabul edilmez. Yargıtay, özellikle sosyal medya paylaşımlarında; hakaret içeren mesajın gerçekten ilgili platformda paylaşılıp paylaşılmadığının, hangi kullanıcı adına ait olduğunun, hangi IP adreslerinden yapıldığının araştırılmasını istemektedir. Bu amaçla, platformların yer sağlayıcılarıyla yazışma yapılması, IP bilgilerinin tespiti, sonrasında bu IP’lerin hangi internet aboneliğine kayıtlı olduğunun belirlenmesi ve gerektiğinde bilgisayar/telefon üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması sıkça başvurulan yöntemlerdir.
Ayrıca, savcılığın failin tespiti için yeterli araştırma yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi de sıklıkla bozma sebebi olmuştur. Örneğin, sadece bir şikâyet dilekçesi ekindeki ekran görüntüsüne bakarak, platformdan teknik bilgi talep etmeden, kolluk araştırması yaptırmadan veya IP izine bakmadan dosyanın kapatılması; Yargıtay tarafından eksik soruşturma kabul edilmektedir. Aynı şekilde, hesabın gerçekten şüpheliye ait olup olmadığı, şifresinin başkaları tarafından kullanılıp kullanılmadığı, sanığın bilgisayarından ilgili tarihlerde o hesaba girilip girilmediği gibi hususlar da teknik inceleme ve tanık anlatımlarıyla desteklenmelidir.
Yargıtay’ın sosyal medya hakaret dosyalarında öne çıkan birkaç ilkesi şu şekilde özetlenebilir:
- Retweet, çoğu olayda hakaret içeriğini yayma ve sahiplenme olarak kabul edilmekte; bu nedenle suçun unsurlarını oluşturduğu kabul edilmektedir.
- Beğenme (like), tek başına hakaret suçunu oluşturmaz; ancak failin düşünce dünyasını yansıtan zayıf bir veri olarak dosyada yer alabilir.
- Hesap ayarlarının herkese açık olup olmadığı araştırılmadan, aleniyet nedeniyle ceza artırımına gidilmesi hukuka aykırı sayılmaktadır.
- Savcılık, fail tespiti için IP, log ve cihaz incelemesi gibi teknik imkânları kullanmadan dosyayı kapatamaz; bu, eksik soruşturma olarak kabul edilir.
Sonuç olarak, internetten hakaret suçunda güçlü bir ispat için; ekran görüntülerinin net, tarih-saat bilgili ve mümkünse URL içeren şekilde alınması, şikâyet sırasında platform isimlerinin, kullanıcı adlarının, profil linklerinin açıkça belirtilmesi ve delil karartılmadan hızlı başvuru yapılması büyük önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
Sosyal medyada bana hakaret edildi, ne kadar sürede şikâyet etmeliyim?
Hakaret fiilini ve failin kim olduğunu öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde savcılığa veya kolluğa şikâyette bulunmanız gerekir. Ancak yeni düzenlemeye göre, her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtiyse artık şikâyet hakkı düşer. Bu nedenle, eski paylaşımlar için şikâyet düşünüyorsanız öncelikle tarihlere dikkat etmeniz önemlidir.
Sosyal medya üzerinden hakaret eden kişi hakkında ön ödeme uygulanırsa ben mağdur olarak ne yapabilirim?
Ön ödeme, ceza davası açısından dosyayı kapatır ve şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya düşmeye karar verilir. Mağdurun bu karara karşı ceza yönünden itiraz hakkı yoktur. Ancak, hakaret nedeniyle uğradığınızı düşündüğünüz manevi zarar için ayrıca
Bir tweet’i retweetlemek hakaret suçu sayılır mı?
Somut olaya göre değişmekle birlikte, Yargıtay uygulamasında hakaret içeren bir paylaşımı retweet etmek çoğu kez, o sözleri benimseyip tekrar yaymak olarak değerlendirilmekte ve suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmektedir. Buna karşılık, yalnızca “beğen” butonuna basmak çoğunlukla hakaret sayılmamaktadır. Yine de dosya bazında değerlendirme yapılacağı unutulmamalıdır.
Karşılıklı hakaret ettiğimiz bir sosyal medya tartışmasında her ikimiz de ceza alır mıyız?
Tarafların birbirine karşı hakaret içeren ifadeler kullanması halinde karşılıklı hakaret söz konusu olur. Bu durumda hakim, her iki taraf hakkında da ceza vermekten vazgeçebileceği gibi, cezaları ciddi şekilde indirebilir. Ancak hangi tarafın hangi ifadeyi, hangi yoğunlukta kullandığı, olayın başlangıcını kimin tetiklediği ve haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığı, kararın yönünü etkileyen önemli unsurlardır.
İnternetten hakaret suçunda ön ödeme kabul edersem bu kaydım sabıkama işler mi?
Ön ödeme, klasik anlamda mahkûmiyet kararı doğurmaz. Ön ödeme tutarını ve masrafları süresinde ödediğinizde, hakkınızda “kovuşturmaya yer olmadığına” veya “düşme” kararı verilir ve bu karar adli sicilinizde mahkûmiyet olarak görünmez. Ancak, aynı tür hakaret suçunu beş yıl içinde tekrar işlemeniz halinde ikinci defa ön ödeme imkânından yararlanamazsınız ve doğrudan ceza davası ile karşı karşıya kalırsınız.
Bizi Arayın
Whatsapp
