2025-11-11 • Av.Batuhan Sancak
Nisbi boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenmiş olan, ancak varlığı tek başına boşanma sonucunu doğurmayan, hakimin olayın tüm yönlerini değerlendirmesini gerektiren boşanma nedenleridir. Bu sebepler, eşlerin davranışlarının evlilik birliğini ne ölçüde etkilediğini ve ortak yaşamın sürdürülüp sürdürülemeyeceğini belirlemeye yöneliktir. Hakim, her olayda tarafların kusur oranını, evlilik birliği üzerindeki etkileri ve çekilmezlik koşulunu değerlendirerek karar verir. Uygulamada en çok TMK m.163 (suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme), m.165 (akıl hastalığı) ve m.166 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) kapsamında dava açılmaktadır.
Nisbi – Mutlak Ayrımı Nedir?
Mutlak boşanma sebepleri, ispatlandığında evlilik birliğinin sona erdirilmesi için hakimin ayrıca bir değerlendirme yapmasına gerek bırakmaz. Örneğin zina veya hayata kast gibi durumlarda boşanma kararı, bu fiilin gerçekleşmesiyle doğrudan verilebilir. Buna karşılık nisbi sebepler hakimin takdir alanına bağlıdır. Burada önemli olan, eşin davranışının veya olayın evlilik birliği üzerindeki etkisinin ölçülmesidir. Hakim, olayın taraflar arasındaki güven, saygı ve birlikte yaşama iradesi üzerindeki etkilerini araştırır. Yargıtay uygulamalarında da bu ayrım sıkça vurgulanır; mahkemelerin delil değerlendirmesinde çekilmezlik ölçütünü dikkate alması beklenir. Bu nedenle nisbi boşanma sebeplerinde delil sunumu, tanık ifadeleri, sosyal ve psikolojik raporlar büyük önem taşır. İspat yükü, davayı açan eşin üzerindedir.
TMK Madde 163: Suç İşleme veya Haysiyetsiz Hayat Sürme
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi nedeniyle onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi halinde boşanma davası açılabilir. Bu hüküm, toplumun genel ahlak değerlerine ve evlilik birliğinin onuruna dayanır. Ancak bu madde kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için sadece suçun veya davranışın varlığı yeterli değildir; bu davranışın evlilik birliğini çekilmez hale getirmesi gerekir. Dolandırıcılık, hırsızlık, cinsel saldırı gibi suçlar küçük düşürücü kabul edilirken; sürekli sarhoşluk, kumar alışkanlığı veya genel ahlaka aykırı yaşam tarzı da haysiyetsiz hayat sürme örneklerindendir.
Bu maddeye dayalı boşanma davalarında hakim, olayların süreklilik gösterip göstermediğini, davranışların aile birliği üzerindeki etkilerini ve davacının bu durumu affedip etmediğini inceler. Affetme, her ne kadar hak düşürücü süre doğurmasa da, birliğin devamının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesinde önemlidir. Davacı taraf, genellikle ceza dosyaları, tanık beyanları, banka kayıtları veya dijital delillerle iddialarını destekler. Yargıtay kararlarında özellikle “birlikte yaşamın objektif olarak beklenemeyeceği” vurgusu yapılmaktadır. Bu madde, nisbi boşanma sebepleri arasında en çok delil gerektiren ve hakimin takdirine en açık olanlardan biridir.
TMK Madde 165: Akıl Hastalığı
Akıl hastalığı, kusura dayanmayan bir nisbi boşanma sebebidir. Eşlerden biri akıl hastası olduğunda, diğer eşin boşanma davası açabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekir: Öncelikle, hastalık nedeniyle ortak yaşamın diğer eş için çekilmez hale gelmiş olması gerekir. İkinci olarak, bu hastalığın geçmesinin mümkün olmadığı, bir resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir. Hakim, dava dosyasında sunulan tıbbi raporları inceler ve hastalığın evlilik birliği üzerindeki etkisini değerlendirir.
Uygulamada en sık yapılan hata, yalnızca tıbbi teşhisle yetinilmesi ve “iyileşme umudu bulunmadığına” ilişkin açık bir tespitin raporda yer almamasıdır. Yargıtay, bu eksikliğin davanın reddine neden olabileceğini belirtmiştir. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında mahkeme, hastalığın etkilerini, tarafların yaşantısını ve çocukların durumunu da dikkate alır. Özellikle psikiyatrik rahatsızlıkların ev içi şiddet veya güvenlik sorunlarına yol açması, çekilmezlik unsurunun oluştuğunu gösterebilir. Bu madde, toplumun hassasiyetle yaklaştığı bir alan olduğundan, mahkemeler kişisel verilerin gizliliğine ve tarafların onuruna azami özen gösterir.
TMK Madde 166: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenmiştir ve en geniş kapsamlı nisbi boşanma sebebidir. Tarafların ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsılmışsa, her iki eş de boşanma davası açabilir. Bu madde, “şiddetli geçimsizlik” olarak da bilinir. Aşırı kıskançlık, ekonomik şiddet, iletişim kopukluğu, hakaret, aile büyüklerinin evliliğe müdahalesi, bağımlılıklar (alkol, kumar, madde) gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Hakim, bu olayların birliğe etkisini, tarafların kusur oranlarını ve çekilmezlik ölçütünü somut delillerle değerlendirir.
Yargıtay uygulamalarında bu maddeye ilişkin temel kriter, “ortak hayatın objektif olarak sürdürülmesinin beklenememesi”dir. Tarafların geçici kavgaları veya kısa süreli ayrılıklar tek başına boşanma nedeni oluşturmaz. Ancak sürekli tartışmalar, güven ilişkisinin yok olması ve karşılıklı saygının ortadan kalkması halinde boşanma kararı verilir. Ayrıca davalı tarafın daha az kusurlu olması halinde itiraz hakkı vardır; fakat bu itirazın evlilik birliğini sürdürme niyetinden uzak, kötüye kullanma amaçlı olması halinde reddedilir. TMK m.166 aynı zamanda anlaşmalı boşanmanın (166/3) ve üç yıl kuralının (166/4) da dayanağını oluşturur.
Nisbi Boşanma Sebeplerinde Delil, İspat ve Uygulama Stratejisi
Nisbi boşanma sebeplerinde, boşanmayı talep eden tarafın, iddialarını güçlü ve hukuka uygun delillerle desteklemesi gerekir. Tanık beyanları, resmî sağlık raporları, yazışmalar, dijital kayıtlar (mesajlar, e-postalar, sosyal medya içerikleri) ve ceza dosyaları ispat aracı olarak kullanılabilir. Ancak yasa dışı yollarla elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Davacı, olayların kronolojik bir anlatımını sunarak, evlilik birliğinin ne şekilde çekilmez hale geldiğini somutlaştırmalıdır.
Uygulamada en sık görülen hatalar arasında, tek bir olaya dayanarak dava açılması, delil sunumunun eksik yapılması, sağlık raporunun yetersizliği ve geçici barışmaların affetme olarak değerlendirilmemesi yer alır. Hakim, dosyadaki tüm verileri birlikte değerlendirerek karar verir. Nisbi sebeplerde başarı, doğru hukuki gerekçenin seçilmesi, uygun delil mimarisi kurulması ve olayın evlilik birliği üzerindeki etkisinin açıkça ortaya konulmasına bağlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Nisbi boşanma sebepleri nelerdir?
TMK m.163 (suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme), m.165 (akıl hastalığı) ve m.166 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) nisbi boşanma sebepleridir.
Nisbi sebeplerde hakim doğrudan boşanma kararı verebilir mi?
Hayır. Hakim, her olayın somut koşullarını değerlendirir. Davacı eş, evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini delillerle ispatlamalıdır.
Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasında rapor zorunlu mudur?
Evet. Resmî sağlık kurulu raporu olmadan akıl hastalığı sebebiyle boşanma kararı verilemez. Raporda hastalığın iyileşme umudu bulunmadığı belirtilmelidir.
Suç işleme halinde mahkûmiyet kararı şart mıdır?
Mahkûmiyet kararı delil niteliğindedir ancak şart değildir. Hakim, mevcut delillerle birlikte yaşamın imkânsız hale gelip gelmediğine karar verir.
Affetme nisbi sebepleri ortadan kaldırır mı?
Kanunda hak düşürücü süre öngörülmemiştir, ancak affetme olgusu çekilmezlik değerlendirmesinde dikkate alınır. Hakim, affetmenin samimiyetini ve birliğin yeniden kurulup kurulamayacağını değerlendirir.
Nisbi Boşanma Yargıtay Kararları
2. Hukuk Dairesi 2016/15695 E. , 2018/5119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Evliliğin İptali-Maddi Tazminat
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise, evliliğin iptali talebi hakkında hüküm kurulmaması, manevi tazminat miktarı ile maddi tazminat talebi ile ilgili verilen görevsizlik kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin görevsizlik kararına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı kadının temyiz itirazları ile davalı-davacı erkeğin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-davacı erkek birleşen dava dilekçesinde, davacı-davalı eşinin başkasıyla nişanlı olduğunu gizlediğini ve halen daha o kişiyle yaşamaya devam ettiğini, aldatılarak evlilik yaptığını beyan ederek, Türk Medeni Kanununun 150. maddesi uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline, bu talebin kabul görmemesi halinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiş, davacı-davalı kadın ise asıl davada evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma talep etmiştir. Mahkemece davacı- davalı kadının boşanma davası reddedilmiş, davalı-davacı erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-davacı erkeğin evliliğin iptali talebi hakkında ise olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
Somut olayda mahkemece yapılacak iş, davalı-davacı erkeğin davasında delillerin öncelikle nisbi butlan sebebi ile (TMK m. 150) evliliğin iptali talebi yönünden değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi; erkeğin açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının, davacı-davalı kadın ve davalı-davacı erkek tarafından açılan boşanma davaları bakımından bekletici sorun oluşturacağı gözetilerek ve boşanma davaları tefrik edilerek erkeğin açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının sonucu beklendikten sonra boşanma davaları hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermekten ibarettir. Bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre kadının tüm, erkeğin ise sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, görevsizlik kararına yönelik bölümünün ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Resmiye'ye yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Kemal'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.04.2018
Bizi Arayın
Whatsapp
