Kirasını Düzenli Ödeyen Kiracı Nasıl Çıkarılır?

Kirasını düzenli ödeyen kiracı hangi durumlarda tahliye edilebilir? İhtiyaç, imar, tahliye taahhüdü ve 10 yıllık uzama süresi gibi yasal tahliye sebeplerini, süreleri ve Yargıtay kriterlerini bu kapsamlı rehberde öğrenin.

Kirasını Düzgün Ödeyen Kiracı Nasıl Çıkarılır?
Kirasını Düzgün Ödeyen Kiracı Nasıl Çıkarılır?

2025-11-13 • Av.Batuhan Sancak

Ev sahiplerinin en çok merak ettiği konulardan biri, kirasını düzenli ödeyen kiracının nasıl tahliye edilebileceği meselesidir. Türk Borçlar Kanunu’nda kiracının korunması temel ilke olduğundan, kira bedelini aksatmayan kiracının yalnızca “sözleşme bitti” gerekçesiyle çıkarılması mümkün değildir. Bu nedenle tahliye, ancak kanunda sınırlı şekilde sayılan sebeplerin gerçekleşmesiyle mümkündür. Bu makalede; hangi durumlarda tahliye davası açılabileceği, Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı ve pratikte sık yapılan hataların nasıl sonuçlara yol açtığı sade bir dille açıklanmaktadır. Aşağıdaki başlıklar, kanuni tahliye sebeplerinin tümünü kapsayacak şekilde oluşturulmuş olup, her biri somut örnekler ve uygulama bilgileriyle güçlendirilmiştir.

Kirasını Düzenli Ödeyen Kiracının Hukuki Statüsü

Kira hukukunda kiracı, korunması gereken taraf olarak kabul edilir. Bu nedenle kirasını düzenli ve zamanında ödeyen kiracıya karşı tahliye talepleri oldukça sınırlıdır. Kanun, kira süresi bitmiş olsa bile sözleşmenin kendiliğinden bir yıl uzayacağını düzenler. Bu durum, ev sahibinin yalnızca “sözleşme bitti” diyerek kiracıyı tahliye edemeyeceğini gösterir. Pratikte ev sahiplerinin en sık yanıldığı nokta tam olarak burasıdır: kira süresi bitmiş olsa bile kiracı tahliye edilemez.

Bir diğer önemli husus, tahliye sebeplerinin kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiş olmasıdır. Yani ev sahibi, kendi gerekçesine göre değil yalnızca kanunda sayılan haller varsa tahliye isteyebilir. Örneğin, “kira düşük kaldı”, “piyasa değeri arttı”, “yeni kiracıdan daha yüksek kira alırım” gibi gerekçeler tahliye sebebi değildir. Kirasını düzenli ödeyen bir kiracıya karşı tahliye davası açılabilmesi için ev sahibinin bu sınırlı sebeplerden birine dayanması gerekir.

Uygulamada bazı ev sahipleri kira artışında anlaşmazlık yaşandığında kiracıyı çıkarmaya çalışmaktadır. Ancak yüksek enflasyon, piyasa rayici veya artış oranı gibi ekonomik nedenler, tek başına tahliye gerekçesi oluşturmaz. Böyle bir durumda ev sahibinin izleyebileceği yol tahliye değil, kira bedelinin tespiti davasıdır. Dolayısıyla düzenli ödeme yapan kiracının tahliyesi ancak ihtiyaç, yeniden inşa, tahliye taahhüdü, kiracının başka konutu olması veya 10 yıllık uzama süresinin dolması gibi kanuni sebeplere dayanarak mümkündür.

Ev Sahibinin İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Hakkı

Kirasını eksiksiz ödeyen kiracıya karşı tahliyede en sık kullanılan yol, ev sahibinin veya ailesinin konut ya da işyeri ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç, gerçek ve samimi olmalıdır. Yargıtay’a göre ihtiyaç; soyut beyanlarla değil, somut delillerle desteklenmelidir. Örneğin, mevcut evin küçük gelmesi, sağlık sebebiyle başka bir eve taşınma gerekliliği, ailedeki kişi sayısının artması veya ev sahibinin kendi işini kurmak istemesi gibi olgular bu kapsama girer.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için sözleşmenin bitiminden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bu süre kaçırılırsa dava reddedilir. Uygulamada en sık yapılan hata, ihtarnamenin geç gönderilmesi veya davanın süresinde açılmamasıdır. Bir diğer sorun da ev sahibinin gerçekten eve ihtiyaç duymamasına rağmen tahliye istemesidir. Mahkeme, ihtiyaç iddialarını titizlikle değerlendirir ve kötü niyet şüphesi oluşursa tahliyeyi reddeder.

Tahliye gerçekleştiğinde ev sahibi, aynı taşınmazı 3 yıl boyunca eski kiracı dışında birine kiralayamaz. Aksi halde eski kiracı tazminat talep edebilir. Bu tazminat genellikle son bir yıllık kira bedelinden az olamaz. Dolayısıyla ihtiyaç nedeniyle tahliye, ev sahibi açısından ciddi bir taahhüttür ve yalnızca gerçek bir ihtiyaca dayanmalıdır.

Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Tahliye

Taşınmazın kapsamlı onarım, yeniden inşa veya imar gerektirmesi hâlinde de tahliye mümkündür. Bu yol, özellikle eski binalarda sıkça kullanılır ancak yasal şartları oldukça katıdır. Yalnızca küçük tadilatlar tahliye sebebi sayılmaz; yapılacak işlemin kiralananı kullanmayı fiilen imkânsız hâle getirmesi gerekir.

Bu sebeple tahliye davası açılabilmesi için, projenin ciddi bir revizyon niteliğinde olması beklenir. Örneğin, binanın güçlendirilmesi, komple yenilenmesi veya yıkılıp yeniden yapılması gibi durumlar bu kapsamdadır. Dava, sözleşmenin bitiminden itibaren 1 ay içinde açılmalıdır. Dava kabul edilirse, kiracı tahliye edilir ve ev sahibi inşa sürecini başlatabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, işlem bittikten sonra ev sahibinin taşınmazı yeniden kiraya verme yasağıdır. İmar nedeniyle tahliye edilen kiralananın aynı amaç dışında kullanılması ya da kiraya verilmesi eski kiracının tazminat davası açmasına sebep olabilir. Bu nedenle imar gerekçesine başvuran ev sahibinin süreci hukuka uygun planlaması gerekir.

Kiracının veya Eşinin Konut Sahibi Olması Hâlinde Tahliye

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde sınırları içinde oturmaya elverişli bir konuta sahip olması, tahliye sebeplerinden biridir. Bu düzenleme, ev sahibi kiraya verenin sözleşme kurulurken kiracının malik olduğu taşınmazı bilmemesi durumunda uygulanır. Ev sahibi bu durumu sonradan öğrendiğinde, sözleşmenin bitiminden itibaren 1 ay içinde dava açabilir.

Burada önemli olan, malik olunan konutun gerçekten oturmaya elverişli olmasıdır. Örneğin, ağır hasarlı, yıkık ya da kullanılmayan bir yapının varlığı tahliye sebebi sayılmaz. Yargıtay, malik olunan taşınmazın yaşamaya uygunluğunu sıkı şekilde inceler. Bu nedenle ev sahibi tahliye davası açmadan önce konutun fiziki durumunu belgelemelidir.

Bu tahliye yolunda uygulamada yapılan hatalardan biri, ev sahibinin kiracının başka evi olduğuna dair bilgi sahibi olmasına rağmen süresinde dava açmamasıdır. Süre kaçırıldığında tahliye hakkı düşer. Dolayısıyla kiracının malik olduğu taşınmaz öğrenildiği anda hukuki süreç hızla başlatılmalıdır.

Yazılı Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye

Kirasını düzenli ödeyen kiracının tahliyesinde en etkili ve hızlı yöntemlerden biri, kiracının kendi isteğiyle imzaladığı yazılı tahliye taahhütnamesidir. Bu belge, kiracının belirli bir tarihte taşınmazı boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmesidir. Ancak geçerli bir tahliye taahhüdü için bazı önemli şartlar vardır.

  • Taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmesi
  • Kiracı tarafından bizzat imzalanması
  • Tarihin açık ve net şekilde yazılmış olması

Uygulamada en sık yapılan hata, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalatılmasıdır. Bu durumda belge geçersiz olur. Geçerli bir taahhüt varsa, ev sahibi taahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içinde icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir. Bu süre kaçırılırsa taahhüdün hukuki etkisi ortadan kalkar.

Yargıtay, tahliye taahhüdü konusunda oldukça katı bir yaklaşım benimser. Bu nedenle belge hazırlarken küçük bir hata bile tahliye talebinin reddedilmesine yol açabilir. Ev sahiplerinin bu aşamada profesyonel destek almaları sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.

On Yıllık Uzama Süresinin Dolması Nedeniyle Tahliye

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira sözleşmesi 10 uzama yılını doldurduğunda, ev sahibi herhangi bir tahliye sebebi göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu yol, kirasını düzenli ödeyen kiracılara karşı kullanılabilecek nadir yollardan biridir.

Bu durum yalnızca süresi belirli kira sözleşmeleri için geçerlidir. Sözleşme her yıl kendiliğinden bir yıl uzar ve 10 yıllık uzama süresi tamamlandığında ev sahibi, sonraki uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce yazılı bildirim yaparak sözleşmeyi feshedebilir. Ancak bildirim süresine uyulmaması, tahliye hakkının bir yıl gecikmesine sebep olur.

Mahkemelerde bu davalar genellikle daha kısa sürede sonuçlanır, ancak ev sahiplerinin dikkat etmesi gereken en kritik nokta sürelere uygun bildirimde bulunmaktır. Bir gün bile gecikme tahliye talebini boşa çıkarabilir. Bu nedenle sürecin dikkatle takip edilmesi gerekir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Yargıtay’ın Yaklaşımı

Yargıtay, tahliye davalarında şekil ve süre şartlarına büyük önem verir. Ev sahiplerinin çok sık yaptığı hatalar arasında, ihtar ve bildirimleri yanlış tarihte göndermek, tahliye sebebini yanlış seçmek veya delilleri yeterince sunmamak bulunur. Özellikle ihtiyaç nedeniyle açılan davalarda mahkeme, ihtiyacın gerçekliğini titizlikle inceler ve ihtiyacın kötüye kullanıldığını sezdiğinde davayı reddedebilir.

Bir diğer hata, kiracıyı zorla çıkarmaya çalışmaktır. Mahkeme kararı ve icra süreci işletilmeden polis çağırarak kiracı çıkarma girişimleri suç teşkil edebilir. Tahliye, yalnızca mahkeme kararıyla veya geçerli tahliye taahhüdüne dayalı icra takibiyle mümkündür.

Ev sahiplerinin hatalı uygulamalarının sonuçları yalnızca davanın kaybedilmesiyle sınırlı kalmaz; tazminat ödeme yükümlülüğü doğabilir. Bu nedenle tahliye sürecinde profesyonel hukuki destek almak çoğu zaman olası risklerin önüne geçer ve süreci daha öngörülebilir hâle getirir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kirasını düzenli ödeyen kiracıyı ev sahibi çıkarabilir mi?

Evet, ancak yalnızca kanunda sayılan tahliye sebeplerinden biri varsa çıkarabilir. Sözleşme bitti diye kiracı çıkarılamaz.

En hızlı tahliye yöntemi nedir?

Geçerli bir yazılı tahliye taahhüdü varsa, icra yoluyla tahliye en hızlı yöntemdir.

Ev sahibinin ihtiyacı tahliye için yeterli midir?

Evet, ancak ihtiyacın gerçek ve samimi olması gerekir. Mahkeme bu durumu detaylı değerlendirir.

Kiracının başka evi varsa tahliye edilebilir mi?

Kiracının veya eşinin aynı ilçe/belde sınırlarında oturmaya elverişli bir konutu varsa tahliye davası açılabilir.

On yıllık uzama süresi dolunca kiracı çıkarılabilir mi?

Evet. Ev sahibi 10 uzama yılı tamamlandıktan sonra herhangi bir gerekçe göstermeden fesih bildiriminde bulunabilir.

Bizi Arayın Whatsapp
WhatsApp