Kiracıya Tahliye Davası Ne Zaman Açılır?

Kiracıya tahliye davası ne zaman açılır? İhtiyaç, kira ödememe, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar ve yeni malikin ihtiyacı gibi tüm tahliye sebeplerinde süreler, şartlar ve Yargıtay’ın dikkat ettiği noktalar burada. Güncel ve kapsamlı hukuki rehber.

Kiracıya Tahliye Davası Ne Zaman Açılır?
Kiracıya Tahliye Davası Ne Zaman Açılır?

2025-11-13 • Av.Batuhan Sancak

Konut veya işyeri kiralarında “kiracıya tahliye davası ne zaman açılır” sorusunun cevabı, hem kira sözleşmesinin türüne (belirli–belirsiz süre) hem de tahliye sebebine göre değişir. Uygulamada en çok ihtiyaç, kira bedelinin ödenmemesi, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar, yeniden inşa–imar ve kiracının davranışlarından kaynaklanan çekilmezlik sebeplerine dayanılarak tahliye istenir. Her bir sebep için kanunda ayrı bir süre rejimi ve çoğu zaman önceden yapılması gereken bir bildirim/ihbar düzenlenmiştir. Bu süreler kaçırıldığında dava, esasa girilmeden usulden reddedilebilmektedir. Bu nedenle, kiraya verenler kadar kiracılar için de hangi sebeple, hangi tarihten itibaren ve hangi süre içinde tahliye davası açılabileceğini bilmek büyük önem taşır.

Aşağıda, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya açılacak tahliye davalarının hukuki çerçevesi, ihtiyaç nedeniyle tahliye başta olmak üzere farklı tahliye sebeplerinde “ne zaman dava açılabileceği” ve Yargıtay’ın süre ve ispat konusundaki hassasiyetleri ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır.

Kira Sözleşmesi ve Tahliye Davasının Hukuki Çerçevesi

Kira ilişkisini anlamadan, kiracıya tahliye davasının ne zaman açılacağını sağlıklı şekilde belirlemek mümkün değildir. Kira sözleşmesi, basitçe kiraya verenin bir şeyi kullanma veya kullanmakla birlikte ondan yararlanma hakkını kiracıya bırakması, kiracının ise buna karşılık kira bedeli ödemeyi üstlenmesidir. Buna rağmen tahliye davalarında uyuşmazlık çoğu zaman sözleşmenin varlığından değil, sürenin dolup dolmadığından, hangi sebebe dayanıldığından ve kanuni sürelere uyulup uyulmadığından kaynaklanır.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, kanun karşısında “zayıf taraf” kabul edildiği için, Türk Borçlar Kanunu (TBK) kiracıyı koruyan birçok emredici (tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyen) hüküm getirmiştir. Örneğin TBK m.347 uyarınca kiraya veren, kira süresi bitti diye kendiliğinden tahliye isteyemez; ancak kanunda sayılan özel sebeplere dayanarak ve bunlar için öngörülen süreleri gözeterek tahliye davası açabilir. Yani “sözleşme bitti, çık” demek tek başına yeterli değildir.

Tahliye sebeplerinin çoğu TBK m. 350–352 arasında düzenlenir. Bunların yanında, kira bedelinin ödenmemesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen ilamsız icra–tahliye yolu, on yıllık uzama süresi sonunda fesih hakkı ve TBK m.316 kapsamındaki çekilmezlik sebebiyle fesih gibi yollar da gündeme gelebilir. Her biri için farklı başlangıç tarihleri, ihbar süreleri ve dava açma süreleri söz konusudur. Bu çerçeveyi bilmek hem “davayı zamanında açmak” hem de açılmış bir davaya karşı savunma yapmak açısından kritik önemdedir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Nedir?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin kendisi veya kanunda sayılan yakınları kiralanan konuta ya da işyerine gerçekten ihtiyaç duyduğunda, kira sözleşmesini sona erdirmek ve kiracının taşınmazdan çıkarılmasını sağlamak için açtığı davadır. Bu dava, hem konut hem de işyeri kiralarında gündeme gelebilir; önemli olan kiralananın konut veya çatılı işyeri niteliğinde olmasıdır.

TBK m.350’ye göre kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu (çocuk, torun), üstsoyu (anne–baba, büyükanne–büyükbaba) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut veya işyeri gereksinimi varsa tahliye davası açabilir. Kanunda sayılan bu kişiler dışında daha uzak akrabalar (örneğin kuzen, yeğen) için ihtiyaç iddiasına dayanılarak tahliye istenmesi kural olarak mümkün değildir. Yargıtay da bu sınırı titizlikle uygular; ihtiyaç sahibinin, TBK’da yazılı gruba girip girmediği özellikle incelenir.

İhtiyaç iddiasının mahkemece kabul edilebilmesi için, ihtiyacın gerçek, zorunlu ve samimi olması aranır. Basitçe, “kiracıyı çıkarıp daha yüksek bedelle kiralamak istiyorum” veya “kiracıyı sevmediğim için boşaltmak istiyorum” gibi sebepler ihtiyaç sayılmaz. Buna karşılık Yargıtay; kiraya verenin kirada oturması, mevcut evin yetersiz olması, sağlık sorunları nedeniyle başka eve geçme gereği, çocukların eğitim durumu, tayin gibi nedenlerle taşınma ihtiyacı gibi somut hallerde gereksinimi çoğunlukla gerçek ve zorunlu ihtiyacı olarak kabul etmektedir.

Özetle ihtiyaç nedeniyle tahliye davası, kira bedelini artırma veya kiracıyı yıldırma aracı değil; gerçekten taşınmazı kullanma zorunluluğu bulunan haller için tanınmış, sıkı şartlara bağlı bir fesih yoludur. Bu nedenle “ne zaman açılacağı” sorusu, hem sözleşmenin türü hem de bu ihtiyaç şartlarının sağlanıp sağlanmadığı ile birlikte değerlendirilmelidir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Şartları

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için üç temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: ihtiyaç sahibi kişi, ihtiyacın niteliği ve süre koşulu. Bu üçlüden biri eksikse dava reddedilebilir.

Birinci şart, ihtiyaç sahibinin kim olduğudur. TBK m.350 gereğince kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için ihtiyaç ileri sürebilir. Örneğin kiraya verenin torununun konuta ihtiyacı da bu kapsama girer. Buna karşılık daha uzak bir akrabanın ihtiyacı, özel bir durum yoksa tahliye sebebi yapılmaz. Yargıtay kararlarında, ihtiyaç duyduğu belirtilen kişinin bu gruba girip girmediği, taşınmazı gerçekten kullanıp kullanmayacağı ve başka uygun konut/işyeri imkânının bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde irdelenmektedir.

İkinci şart, ihtiyacın nitelik bakımından gerçek, zorunlu ve samimi olmasıdır. Mahkemeler; kira artışı sağlamak, taşınmazı kısa sürede başkasına kiralamak ya da kiracıyı rahatsız etmek amacıyla açılan davaları “samimi olmayan ihtiyaç” olarak görüp reddedebilmektedir. Buna karşılık; kiraya verenin kirada oturması, nüfus artışı nedeniyle evin küçük gelmesi, yaşlılık veya sağlık sebebiyle daha uygun bir konuta geçme gereği, iş değişikliği ya da tayin gibi zorlayıcı nedenler çoğu zaman samimi ihtiyaç kabul edilmektedir.

Üçüncü şart ise süre koşuludur. İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, ancak sözleşmenin türüne göre belirlenen süre içinde açılırsa sonuç doğurur. Belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitimi, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemleri ve fesih bildirimi (kiraya verenin sözleşmeyi sona erdirme iradesini kira süresi bitmeden önce yazılı olarak bildirmesi) dikkate alınır. Aşağıda bu süre rejimi, “ne zaman tahliye davası açılır” sorusu çerçevesinde ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Ne Zaman Açılabilir?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne zaman açılır? sorusunun cevabı, kira sözleşmesinin belirli süreli mi yoksa belirsiz süreli mi olduğuna göre değişir. Her iki durumda da kiraya verenin, kanundaki bir aylık dava açma süresine dikkat etmesi zorunludur.

Belirli süreli kira sözleşmelerinde (başlangıç ve bitiş tarihi açıkça yazılı olan sözleşmelerde) kiraya veren, sözleşme süresinin bitiminden itibaren en geç bir ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Bu süre, hak düşürücü süre niteliğindedir; yani kaçırıldığında artık o dönem için ihtiyaç sebebiyle tahliye istenemez. Örneğin 01.01.2024–01.01.2025 tarihleri arasında düzenlenmiş bir sözleşmede kiraya veren, 01.01.2025 tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, TBK m.350 ile m.347 birlikte değerlendirilir. Belirsiz süre, tarafların sözleşmeye açık bir bitiş tarihi yazmadığı, sözleşmenin devamının fesih bildirimine bağlandığı hallerde söz konusudur. Bu durumda kiraya veren, kanundaki 6 aylık fesih dönemlerine uyar ve her bir fesih dönemi sonu için en az 3 ay önce kiracıya fesih bildiriminde bulunur. Fesih dönemi sona erdiğinde, kiraya verenin tahliye davasını bir ay içinde açması gerekir. Aksi halde süre kaçırılmış olur.

Dava süresi kaçırılırsa ne olur? Uygulamada bu tür davalar çoğunlukla usulden reddedilir. Ancak kiraya verenin ihtiyaç sebebiyle açtığı dava, mühlet yönünden reddedilse bile, bazı hallerde dava dilekçesi kiracıya yöneltilmiş bir “fesih iradesi” olarak kabul edilip sonraki dönem için bildirim etkisi doğurabilir. Buna rağmen, hak kaybı yaşamamak için süreyi doğru hesaplamak ve davayı zamanında açmak en güvenli yoldur.

İhtiyaç Sebebiyle Tahliye İhtar Şart Mı?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtarname şartı, kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz olmasına göre farklılık gösterir. Buradaki “ihtarname”, kiraya verenin kiracıya noter aracılığıyla gönderdiği, tahliye talebini ve dayanağını bildiren resmi yazıdır.

Belirli süreli kira sözleşmelerinde kural olarak ihtiyaç nedeniyle tahliye için özel bir ihtarname şartı yoktur. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde doğrudan dava açabilir. Bununla birlikte, uygulamada kiraya verenin bu süre içinde kiracıya ihtar göndermesi, çoğu zaman delil ve açıklık sağlar. Ayrıca belirli süreli sözleşmelerde kiracıya gönderilen ihtar, kanunda öngörülen bir yıllık uzama dönemleri bakımından kiraya verene daha uzun dava açma imkânı sağlayabilmektedir; bu nedenle stratejik açıdan önemlidir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise ihtarname neredeyse vazgeçilmezdir. TBK m.350’nin atıf yaptığı fesih dönemleri ve TBK m.347’deki fesih bildirimi hükümleri uyarınca, kiraya veren her bir 6 aylık dönemin sonu için en az 3 ay önceden kiracıya yazılı bildirim göndermelidir. Yani belirsiz süreli sözleşmelerde ihtarname, sadece bir “haber verme” aracı değil, aynı zamanda tahliye davasının açılabilmesi için ön koşuldur. Bu süre ve şekle uyulmadan açılan davalar, çoğu zaman doğrudan süre yönünden reddedilmektedir.

Yargıtay kararlarında, özellikle yeni malikin ihtiyacı söz konusu olduğunda, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde çekilen ihtarın belirleyici olduğu görülür. Bu ihtar, hem kiracıya yeni malik ve ihtiyacın bildirilmesini sağlar hem de altı aylık bekleme süresi sonunda açılacak davanın dayanağını oluşturur. Dolayısıyla, ihtiyaç nedeniyle tahliyede “ihtar şart mı?” sorusunun cevabı sözleşmenin türüne göre değişmekle birlikte; ihtar, sürelerin korunması ve ispat kolaylığı sağladığı için her durumda büyük önem taşır.

Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye Davası

Kiralanan taşınmaz el değiştirip yeni bir malik tarafından satın alındığında, bu yeni malik de belirli şartlar altında kiracıya karşı ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. TBK m.351’de, yeni malikin ne zaman ve hangi sürelerde tahliye isteyebileceği ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim göndermek zorundadır. Bu bildirimde, taşınmazı hangi tarihte iktisap ettiği ve kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut/işyeri ihtiyacına dayanarak taşınmazı kullanmak istediği açıkça belirtilmelidir. Bu bir aylık süre kaçırılırsa, yeni malik TBK m.351 kapsamında “altı ay sonra” tahliye talep etme imkânını kaybedebilir ve ancak sözleşme süresi sonunda, TBK m.350’deki genel süre rejimine göre dava açabilir.

İkinci aşama, dava açma süresidir. Kanuna göre yeni malik, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde ihtar çekmiş olmak kaydıyla, altı aylık sürenin dolmasından sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Alternatif olarak, dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış kira sözleşmesinin bitim tarihini bekleyip, bu tarihten itibaren bir ay içinde de dava açma yolunu seçebilir. Yargıtay, yeni malikin bu iki seçenekten kendisine daha avantajlı olanı tercih edebileceğini kabul etmektedir; ancak hangi seçeneği kullanırsa kullansın, süre kurallarına sıkı sıkıya uyması şarttır.

Yargıtay kararlarında, süre şartı kadar ihtiyacın gerçek ve samimi olup olmadığı da çok ayrıntılı incelenir. Örneğin yurtdışında yaşayan ve Türkiye’ye kesin dönüş yapmayı planlayan yeni malikin, bu amaçla taşınmazı satın alması ve davada bu niyetini belge ve tanıklarla ortaya koyması hâlinde gerçek ihtiyaç kabul edilmiştir. Buna karşılık, sadece kira bedelini yükseltmek için ihtiyaç iddiasında bulunmak, çoğu zaman samimi bulunmayarak davanın reddine yol açmaktadır.

Diğer Tahliye Sebeplerinde Dava Ne Zaman Açılır?

İhtiyaç dışında da kiraya verenin kiracıya karşı tahliye davası açabileceği pek çok sebep vardır. Bu sebeplerin her biri için “ne zaman dava açılacağı” farklı şekilde düzenlenmiştir. Aşağıdaki tabloda temel tahliye sebepleri ve dava açma süreleri özetlenmiştir:

Tahliye Sebebi Başlangıç Noktası Dava / Talep Süresi
İhtiyaç (TBK m.350) Süre sonu veya fesih dönemi sonu 1 ay içinde dava
Yeni malikin ihtiyacı (TBK m.351) Edinmeden 6 ay sonrası veya sözleşme sonu İhtar şartına bağlı olarak bu tarihlerden sonra
Yeniden inşa/imar (TBK m.350/2) Sözleşme süresinin/ fesih döneminin sonu 1 ay içinde dava
Tahliye taahhüdü (TBK m.352/1) Taahhüt edilen tahliye tarihi 1 ay içinde icra veya dava
İki haklı ihtar (TBK m.352/2) Kira yılının veya sürenin bitimi 1 ay içinde dava
Kira bedelinin ödenmemesi (İİK 269 vd.) Ödeme süresinin (10–30–60 gün) sonu 6 ay içinde icra mahkemesinden tahliye talebi

Kiralananın Yeniden İnşası Nedeniyle Tahliye

Taşınmazın esaslı şekilde yeniden inşa veya imar edilmesi gerektiğinde ve bu işler sırasında kiralananın kullanılması mümkün değilse, kiraya veren TBK m.350/2’ye dayanarak tahliye isteyebilir. Burada da dava açma zamanı, sözleşmenin türüne göre belirlenir. Belirli süreli sözleşmede sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmede ise fesih dönemine ve fesih bildirimi sürelerine uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açılması gerekir.

Bu sebebe dayanarak kiracıya tahliye davası açıldığında, yalnızca sürelerin değil, gerçekten inşa/imar gerekliliğinin de ispatı önemlidir. Yargıtay, kağıt üzerinde bırakılan, fiilen uygulanmayan proje iddialarını çoğu zaman yeterli görmemekte; inşaat ruhsatı, proje, yıkım–yeniden yapım planı gibi somut deliller aramaktadır.

Kiracının Yazılı Tahliye Taahhüdü Nedeniyle Tahliye

Tahliye taahhüdü, kiracının kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği belgedir. TBK m.352/1’e göre kiracı, kiralanan kendisine teslim edildikten sonra bu tür bir taahhüt vermiş ve taahhüt ettiği tarihte çıkmamışsa, kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmak veya tahliye davası açmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirebilir.

Burada süre hesabında başlangıç, taahhüt edilen tarihtir. Yargıtay’a göre taahhüt, kiralananın tesliminden önce alınmışsa veya tarih kısmı belirsiz bırakılmışsa, çoğu zaman geçerli kabul edilmemektedir. Uygulamada yapılan en ciddi hatalardan biri, bu bir aylık sürenin kaçırılmasıdır. Bu süre geçtikten sonra aynı taahhüde dayanarak tahliye istemek mümkün olmaz; ancak başka tahliye sebepleri varsa onlara dayanılabilir.

İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye

TBK m.352/2, kira bedelini ödemekte sürekli geciken kiracılara karşı kiraya verene özel bir tahliye imkânı tanır. Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmesinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmesinde ise bir kira yılı veya bu süreyi aşan dönem içinde kiracının kira bedelini ödememesi nedeniyle kendisine yazılı olarak iki haklı ihtar gönderilmişse, kiraya veren kira süresinin veya ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.

İhtarların “haklı” sayılması için kira borcunun gerçekten ödenmemiş olması gerekir. Kiracının ihtar tebliğinden sonra borcu ödemesi, ihtarın haklılığını ortadan kaldırmaz; sadece gecikmeyi telafi eder. Buna karşılık, sözleşmenin süresiz olması veya kira parasının yıllık ödenmesinin kararlaştırıldığı durumlarda iki haklı ihtar hükümlerinin uygulanamayacağı Yargıtay içtihatlarında vurgulanmaktadır. Süre kaçırılırsa, bu yola dayalı tahliye imkânı ortadan kalkar.

Kira Bedelinin Ödenmemesi Nedeniyle İlamsız İcra Yoluyla Tahliye

Kira borcunun ödenmemesi hâlinde, kiraya veren İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız icra yoluyla tahliye takibi başlatabilir. Bu takipte kiracıya bir ödeme emri gönderilir ve kira borcunu, kira türüne göre 10, 30 veya 60 gün içinde ödemesi; ödemezse hem borcun tahsil edileceği hem de tahliyesinin istenebileceği ihtar edilir. Kiracı yedi günlük süre içinde itiraz etmez ve ödeme süreleri içinde de borcu ödemezse, takip kesinleşir.

Kiraya veren, ödeme süresinin bitiminden sonra altı ay içinde icra mahkemesinden kiracının tahliyesini talep edebilir. Bu altı aylık sürenin başlangıç noktası, ödeme süresinin sona erdiği gündür. Yargıtay’a göre, ödeme süresi tamamlanmadan tahliye istemek mümkün değildir; aynı şekilde altı aylık süre geçtikten sonra da ilamsız tahliye yoluna başvurulamaz. Ayrıca kiracı, ödeme emrine süresinde itiraz etmemişse, icra mahkemesinde “takipten önce kira borcunu ödediğini” ileri süremez; bu iddiasını ancak itiraz ederek veya menfi tespit davası açarak gündeme getirebilir.

Kiracının Yükümlülüklerine Aykırı Davranmasının Kira İlişkisini Çekilmez Hale Getirmesi

TBK m.316, kiracının kiralananı sözleşmeye aykırı kullanması veya komşulara saygı göstermemesi nedeniyle kira ilişkisinin çekilmez hale gelmesi durumunda kiraya verene fesih hakkı tanır. Kiracı kiralanana zarar veriyor, sürekli taşkınlık yapıyor veya komşuları rahatsız ediyorsa, kiraya veren önce yazılı ihtar çekerek en az 30 günlük süre verir ve bu süre içinde aykırılığın giderilmesini ister. Aykırılık devam ederse sözleşme feshedilerek tahliye davası açılabilir.

Bazı ağır hallerde –örneğin kiracının kiralanana kasten ciddi zarar vermesi, şiddet içeren davranışlar, komşular açısından katlanılamaz durumlar– kanun, bu 30 günlük süreyi bile beklemeden derhal fesih imkânı tanır. Bu durumda kiraya veren yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen fesheder ve tahliye talep eder. Yargıtay uygulamasında, taraflar arasındaki ceza yargılamaları, hakaret ve tehdit içeren olaylar, fiili saldırılar gibi olgular, kira ilişkisinin çekilmez hâle geldiğinin göstergesi olarak değerlendirilebilmektedir. Burada “ne zaman dava açılır” sorusunun cevabı, çoğu zaman olayın gerçekleştiği tarih ve fesih bildiriminin gönderildiği an ile bağlantılıdır; gecikmeden hareket edilmesi, iddiaların ciddiyetini destekler.

Kiralananın Tahliye Edildiğinin İspatı ve Sürelerin Sonuçları

Tahliye davası açma süreleri kadar, kiralananın ne zaman tahliye edildiğinin ispatı da önemlidir. Çünkü kiracı çoğu zaman “ben şu tarihte çıktım” derken, kiraya veren daha sonraki bir tarihi ileri sürebilir ve kira alacağını buna göre talep edebilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kiralananın fiilen boşaltılması tek başına yeterli değildir; anahtarın kiralayana teslim edilmesi gerekir. Anahtar teslimi gerçekleşmeden kira ilişkisinin sona erdiği kabul edilmez.

Taraflar arasında tahliye tarihi konusunda uyuşmazlık olduğunda, “ben şu gün çıktım” diyen kiracının bunu ispat yükü altındadır. Üstelik yıllık kira bedeli, usul hukukunda öngörülen senetle ispat sınırının üzerindeyse, kiraya verenin açık rızası yoksa bu husus tanıkla değil, yazılı delille ispat edilmelidir. Bu nedenle anahtar teslimi yapılırken tutanak tutulması, teslim belgesi imzalatılması veya noter aracılığıyla teslimin belgelenmesi büyük önem taşır.

Tahliye tarihi ispatlanamadığında, mahkeme çoğu zaman kiraya verenin ileri sürdüğü tarihe itibar eder ve kira alacağını buna göre hesaplar. Bu durum kiracı için ciddi bir ekonomik kayba yol açabilir. Aynı şekilde, kiraya verenin dava açma sürelerini kaçırması da hak kaybı anlamına gelir; süreyi kaçıran kiraya veren, o dönemdeki tahliye imkânını kaybeder ve çoğu zaman yeni dönemi beklemek zorunda kalır. Bu nedenle tahliye sürecinde hem kiracının hem kiraya verenin hem de vekillerin süre ve ispat kurallarına özellikle dikkat etmesi gerekir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Yargıtay’ın Yaklaşımı

Tahliye davalarında vatandaşların ve hatta zaman zaman uygulayıcıların en çok hata yaptığı alan, sürelerin yanlış hesaplanması ve ihtar–bildirim eksiklikleridir. İhtiyaç nedeniyle tahliyede bir aylık dava açma süresinin geçirilmesi, belirsiz süreli sözleşmede fesih dönemi ve üç aylık ihbar şartına uyulmaması, yeni malikin edinmeden itibaren bir ay içinde ihtar göndermeyi unutması, iki haklı ihtarda ihtarların yanlış tarihte veya yanlış içerikle yapılması gibi hatalar, Yargıtay kararlarında sık sık karşımıza çıkar ve çoğu zaman davanın reddiyle sonuçlanır.

Bir diğer önemli hata, ihtiyacın ispatının ihmal edilmesidir. Uygulamada bazı kiraya verenler, “nasıl olsa bu benim evim, istediğim zaman çıkarırım” düşüncesiyle dava açmakta; ancak ihtiyaçlarını belgeleyemedikleri için davaları reddedilmektedir. Yargıtay, kira artışı sağlamak veya kiracıyı rahatsız etmek amacıyla açılan davaları samimi bulmamakta; sağlık raporu, tayin yazısı, aile nüfus durumu, eğitim belgeleri gibi somut delillerle desteklenen ihtiyaç iddialarını ise daha kolay kabul etmektedir.

Tahliye taahhüdünde en kritik hata, taahhüdün kiralanan teslim edilmeden önce alınması veya tarihsiz/boş bırakılmış imzalara dayanılmasıdır. Yargıtay bu tür taahhütleri çoğunlukla geçersiz saymaktadır. Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde ilamsız icra yoluyla tahliyede ise, ödeme emrinin yanlış örnekle gönderilmesi, ödeme süresinin eksik veya hatalı yazılması, tahliye ihtarının ödeme emrinde yer almaması gibi şekil eksiklikleri, takip devam edip tahliye kararı alınmasını engelleyebilmektedir.

Sonuç olarak, kiracıya tahliye davası ne zaman açılır sorusu yalnızca takvime bakarak cevaplanacak bir soru değildir; sözleşmenin türü, tahliye sebebi, daha önce yapılmış ihtar ve bildirimler, yeni malik olup olmadığı, kiracının davranışları ve tarafların ispat imkânları birlikte değerlendirilmelidir. Gerek hak kaybı yaşamamak gerek ileride daha ağır uyuşmazlıklarla karşılaşmamak için, somut olayda bir avukattan profesyonel hukuki destek almak çoğu zaman en sağlıklı tercih olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracıya tahliye davası açmak için kira süresinin bitmesini beklemek zorunlu mu?

Her tahliye sebebi için kira süresinin bitmesini beklemek zorunlu değildir. İhtiyaç, yeniden inşa–imar, on yıllık uzama süresi gibi sebeplerde süre sonu önemlidir; ancak kira bedelinin ödenmemesi, kiracının çekilmez davranışları veya tahliye taahhüdü gibi sebepler, kira süresi devam ederken de tahliye imkânı verebilir. Önemli olan, ilgili tahliye sebebi için kanunda öngörülen özel süreye ve usule uyulmasıdır.

Yeni malik olduktan ne kadar süre sonra kiracıyı ihtiyaç nedeniyle çıkarabilirim?

Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim göndermeli; bu şart yerine getirilirse edinmeden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Alternatif olarak, kira sözleşmesinin bitim tarihini bekleyip o tarihten itibaren bir ay içinde de dava açma yolunu seçebilir. Bu süreler kaçırılırsa, yeni malik aynı sebebe dayanarak tahliye imkânını kaybedebilir.

Tahliye taahhüdüne dayanarak ne zaman dava açabilirim?

Geçerli bir yazılı tahliye taahhüdü varsa ve bu taahhüt kiralananın kiracıya tesliminden sonra verilmişse, kiracı taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmazsa kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir. Bir aylık süre geçtikten sonra aynı taahhüde dayanarak tahliye istenemez; ancak başka tahliye sebepleri varsa onlara dayanmak mümkündür.

Kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı tahliye talebini ne zaman ileri sürebilirim?

Kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı ilamsız icra yoluyla tahliye takibi başlatıldığında, kiracıya belirli bir ödeme süresi (10, 30 veya 60 gün) verilir. Kiracı bu süre içinde borcunu ödemez ve yedi günlük itiraz süresi içinde itiraz da etmezse takip kesinleşir. Kiraya veren, ödeme süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye talep edebilir. Bu süre geçerse, aynı takip üzerinden tahliye isteme imkânı ortadan kalkar.

Bizi Arayın Whatsapp
WhatsApp