2025-11-03 • Av.Batuhan Sancak
İftira, bir kişiye işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin isnat edilerek o kişi hakkında soruşturma/kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya yönelmiş beyan veya yayındır. Suçun konusunu “hukuka aykırı fiil” oluşturur; bu fiilin mutlaka TCK anlamında suç olması gerekmez (ör. disiplin/idarî yaptırım doğuran eylem de yeterlidir). Bu bir tehlike suçudur (sonuç aranmaz); isnadın yetkili makamlarca öğrenilmesiyle tamamlanır.
İftira Suçu Nedir? (TCK 267)
TCK m.267’ye göre iftira; yetkili makamlara ihbar/şikâyet yoluyla veya basın–yayın aracılığıyla, bir kişiye somut ve belirli bir hukuka aykırı fiil isnat edilmesidir. İsnadın belirsiz/soyut olması iftira oluşturmaz. Mağdurun adının açıkça yazılması şart değildir; kimliği makul araştırmayla belirlenebilir olmalıdır.
Şikâyet, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
İftira suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturur. Zamanaşımı kural olarak mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar; temel şekil için genel süre 8 yıldır (TCK m.66 ölçüt alınır). Kural olarak asliye ceza görevlidir; ancak TCK m.267/5’teki ağır sonuçlar (ör. ağırlaştırılmış müebbet/müebbetle bağlantı) söz konusuysa ağır ceza görevlidir. Suç uzlaşma kapsamında değildir.
İftira Suçunun Unsurları ve Tamamlanma Anı
Hukuka Aykırı Fiil İsnadı ve Somutluk
İsnat, mağdurla ilişkilendirilebilir somut bir fiil olmalıdır. Yetkili makamları harekete geçirmeye elverişli olması yeterlidir; fiilen soruşturma açılması şart değildir.
Doğrudan ve Özel Kast
Fail, mağdurun fiili işlemediğini bilerek isnatta bulunmalı ve bu isnadı soruşturma/kovuşturma veya idarî yaptırım amacıyla yapmalıdır. Bu nedenle suç, doğrudan kast ve ayrıca özel kast gerektirir. Olayı yanlış değerlendirme, hukuka uygunluk nedenini zannetme veya makul şüpheye dayanan başvuru hâlinde kast oluşmayabilir (hak arama hürriyeti çerçevesi).
Yetkili Makamlara Başvuru (CMK 158)
İhbar/şikâyet doğrudan yetkili makamlara (savcılık, kolluk, valilik/kaymakamlık, mahkeme; yurt dışında elçilik/konsolosluk) yapılmalıdır. Yetkisiz kişilere söylenen sözlerin sonradan bir başkası tarafından makamlara iletilmesi, tek başına iftira doğurmaz.
Suçun Tamamlanma Zamanı ve Tehlike Suçu Niteliği
Yetkili makam isnadı öğrendiği anda suç tamamlanır; soruşturma açılması, yaptırım uygulanması, hatta mağdurun zarar görmesi aranmaz.
İftira Suçunun İşlenme Biçimleri
Şikâyet Yoluyla
Fail doğrudan şikâyet dilekçesi/verisiyle makama başvurur. İmzasız dilekçe dahi, şartlar varsa suça vücut verebilir.
İhbar Yoluyla
Vatandaş dilekçe hakkı kapsamında ihbarda bulunabilir; ancak yanlış bildiğini bile bile isnat varsa iftira oluşur.
Basın–Yayın Yoluyla
Yazılı/görsel/işitsel/dijital mecralarla yapılan isnatlar da iftiradır. Mahkûmiyet hâlinde aynı/eşdeğer mecrada ilan yükümlülüğü doğar.
Nitelikli Hâller ve Benzer Suçlardan Ayrım
Delil/Eser Uydurma (Nitelikli İftira)
Fail, iftirayı desteklemek için sahte delil/eser üretirse ceza artırılır. (Örn. eşyayı mağdurun aracına gizleyip hırsızlık isnadı yapmak.)
Başkasının Kimlik Bilgilerini Kullanma (TCK 268) – TCK 206 İlişkisi
Kişi, kendi hakkında soruşturma/kovuşturmayı engellemek amacıyla başkasının kimliğini kullanırsa TCK 268 devreye girer ve iftira hükümleri uygulanır. Ancak sadece yakalamanın/infazın geciktirilmesi gibi hallerde eylem TCK 206 (resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) olarak nitelendirilebilir; olayın somutuna göre ayrım yapılır.
Suç Uydurma (TCK 271) – Yalan Tanıklık
Suç uydurma; belirli bir kişiyi hedeflemeden “var olmayan bir suçu” ihbar etmektir. Hedef kişi belirlenebilir ise iftiraya döner. Yalan tanıklık ile iftira aynı fiilden çifte mahkûmiyete konu edilemez; eylem bütün olarak değerlendirilir.
Cezalar, Etkin Pişmanlık ve Muhakeme Sonuçları
Temel ve Nitelikli Hallerde Ceza
Temel hâl: 1–4 yıl hapis. Delil uydurma veya koruma tedbirlerinin (gözaltı/tutuklama dışındaki tedbirler) uygulanması gibi durumlarda ceza artırılır. İftira sebebiyle mağdur gözaltı/tutuklanmışsa fail ayrıca hürriyetten yoksun kılma hükümlerine göre dolaylı fail sayılır. İftira nedeniyle mağdur ağır cezaya mahkûm olmuşsa, TCK m.267/5–6’daki yüksek yaptırımlar devreye girer.
Etkin Pişmanlık (TCK 269)
Failin zamanında ve etkili biçimde iftiradan dönmesi ciddi indirimler sağlar; aşama ilerledikçe indirim oranları düşer. Gerçek kendiliğinden/başkalarınca ortaya çıktıktan sonra yapılan geri dönüş her zaman indirim getirmez.
HAGB, Erteleme, Adlî Para
Koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), erteleme ve adlî para seçenekleri uygulanabilir (somut ceza ve sabıkaya göre).
Tazminat (Maddi–Manevi) ve Hukuk Davaları
Mağdur, iftira nedeniyle uğradığı maddi zarar (kazanç kaybı vb.) ile manevi zarar (itibar/ elem) için asliye hukukta tazminat isteyebilir. Miktar; olayın özellikleri, tarafların durumu ve zararın kapsamına göre belirlenir.
Yargıtay’ın Dikkat Ettiği Kritik Noktalar
- Özel kast mutlaka araştırılır: Amaç soruşturma/kovuşturma veya idari yaptırım olmalıdır; salt şikâyet hakkının kullanımı, somut olgulara dayanıyorsa beraat gerekebilir.
- Yetkili makama doğrudan başvuru şartı aranır; dolaylı öğrenmelerle iftira oluşmaz.
- Failin ikrarı veya ifadelerdeki net yönlendirmeler, iftirayı sübuta erdirebilir.
- TCK 268–206 ayrımı somut olaya göre yapılır; kimlik kullanımı her zaman iftira sayılmaz.
- Zamanaşımı hesabında başlangıç, mağdurun fiili işlemediğinin kesinleştiği andır; temel şekil için 8 yıl ölçüsü uygulanır.
Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Öneriler
- “Şüphe” ile “bile bile isnat” ayrımını gözden kaçırmak; makul dayanak olmadan başvuru yapmak.
- İsnadı somutlaştırmadan ve yetkili makama yöneltmeden üçüncü kişilere söylemek (iftira şartını karşılamaz).
- Delil uydurmayı hafife almak; bu durum cezayı yarı oranında artırır.
- Etkin pişmanlık için geç kalmak; gerçek ortaya çıkmadan önce dönüş en yüksek indirimi sağlar.
- Kimlik/kimlik bilgisi kullanımı hallerinde yanlış madde tespiti (TCK 268 ↔ 206).
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İftira için “zarar” şart mı? Hayır. Yetkili makamın isnadı öğrenmesi suçun tamamlanması için yeterlidir (tehlike suçu).
İhbarım yanlış çıktı; iftira mı? Eğer işlenmediğini bilmeden, makul dayanakla hak arama sınırında başvurduysanız iftira oluşmaz. İşlemediğini bilerek isnat varsa iftira doğar.
İftira ile suç uydurma farkı nedir? Suç uydurmada belirli bir kişi hedef alınmaz; belirlenebilir kişi hedefleniyorsa iftira söz konusudur.
Kimliğimi gizleyip ihbar edersem? Anonim ihbar mümkündür; fakat bile bile yanlış isnat varsa iftira şartları oluşabilir.
Etkin pişmanlık ne zaman en çok yarar sağlar? Yetkili makamlar araştırmaya başlamadan önce iftiradan dönmek en yüksek indirimi sağlar; süreç ilerledikçe oran düşer.
İftira Suçu Yargıtay Kararları
Ceza Genel Kurulu 2014/240 E. , 2018/51 K.
-
TCK 267
-
İftira suçu nedeniyle kişiyi kasten hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulabilmesi için, iftira eylemi ile mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması arasında nedensellik bağı bulunmalı ve mağdur hakkında “CMK’nun 223/2-b maddesi uyarınca yüklenen fiili işlemediğinden dolayı” beraat kararı veya CMK’nun 172. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması gerekmektedir. Açılan kamu davasında CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat ettikleri olayda, TCK’nun 267/4. maddesi yolllamasıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru olmaları “suç ve cezada kanunilik ilkesi” uyarınca mümkün değildir.
İftira suçu, failin, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesidir. İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturur. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Hukuka aykırı bir eylemin gerçekleştirildiğine yönelik isnat yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle yapılabileceği gibi basın ve yayın aracılığıyla da yapılabilir.
Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadının belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Ancak isnada muhatap kişinin yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterli olup, isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir.
İftira suçu failinin, isnat ettiği fiil gerçekte hiç işlenmemiş olabileceği gibi, işlenmiş olmakla birlikte kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Yine, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından hukuka aykırı bir fiil işlenmiş bulunmakla birlikte; iftira suçunun faili, bu fiilin karşılığında isnatta bulunulan kişiye uygulanacak yaptırımı ağırlaştıracak bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Bu durumlarda da iftira suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
İftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Fakat bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kast tek başına yeterli olmayıp; ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira edenin ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Bu fıkraya göre failin, kişiyi kasten hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulabilmesi için, iftira eylemi ile mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması arasında nedensellik bağı bulunmalı ve mağdur hakkında CMK’nun 223/2-b maddesi uyarınca yüklenen fiili işlemediğinden dolayı beraat kararı veya CMK’nun 172. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkanı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İftira suçunun oluşumu açısından başlatılan soruşturma sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi veya açılan davanın beraat ile sonuçlanması önem taşımamakta ise de, kişinin iftira nedeni ile gözaltına alınması veya tutuklanması halinde TCK’nun 267/4. maddesi yollamasıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru olabilmesi için CMK’nun 223/2-b maddesi uyarınca yüklenen fiili işlemediğinden dolayı beraat etmesi veya CMK’nun 172. maddesi gereğince hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması gerektiği anlaşıldığından, sanığın şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda katılanların, nitelikli yağma suçundan tutuklandıkları ve açılan kamu davasında CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat ettikleri olayda, TCK’nun 267/4. maddesi yolllamasıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru olmaları “suç ve cezada kanunilik ilkesi” uyarınca mümkün değildir.
Ceza Genel Kurulu 2017/1016 E. , 2020/343 K.
-
TCK 267
-
Maddi olgu ve vakıalara dayanmayan şikayet hakkının kötüye kullanımı iftira suçuna vücut verebilir.
5237 sayılı TCK’nın “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alan “İftira” başlıklı 267. maddesinin 1. fıkrası; “(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
İftira suçu, failin, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesidir. İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturur. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Hukuka aykırı bir eylemin gerçekleştirildiğine yönelik isnat yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle yapılabileceği gibi basın ve yayın aracılığıyla da yapılabilir.
Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadının belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Ancak isnada muhatap kişinin yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterli olup isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir.
İftira suçu failinin, isnat ettiği fiil gerçekte hiç işlenmemiş olabileceği gibi, işlenmiş olmakla birlikte kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Yine, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından hukuka aykırı bir fiil işlenmiş bulunmakla birlikte; iftira suçunun faili, bu fiilin karşılığında isnatta bulunulan kişiye verilecek yaptırımı ağırlaştıracak bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Bu durumlarda da iftira suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
Öte yandan, iftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kasıtla işlenebilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kasıt tek başına yeterli olmayıp ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla; failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır.
Yine, içeriği kanıtlanamasa dahi, gerçekleştirilen ihbar veya şikâyetin bir anayasal hakkın kullanılması olarak değerlendirilebildiği hâllerde, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı söz konusu olacaktır. Anayasamızın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 40. maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkının bulunduğu, 74. maddesinde, vatandaşların ve karşılıklılık bulunması koşuluyla Türkiye’de oturan yabancıların, kendileriyle veya kamu ile ilgili hususlarda dilek ve şikâyet haklarının bulunduğu vurgulanmıştır. Bireylere tanınan bu anayasal hak, onların idare ve diğer bireylerle ilişkilerinde gerek “çıkarlarını koruması”, gerek “özgürlüklerini kısıntısız” kullanabilmesi bakımından, devlet organlarına başvurmasını gerekli kılar. Bu başvuru, bireyin kendisi, üçüncü kişi veya kamuyla ilgili olabilir. Başvurulabilecek devlet organları da, yasama, yürütme ve yargıdır. Dilekçe hakkının yargısal alanda başlıca ortaya çıkış biçimi ise, ihbar ve şikâyet hakkının kullanılmasıdır.
…
Öte yandan sanık … arama ve yakalama yapma amacıyla evine giren polislerin kendisini ve eşini dövdüklerini, Emniyette iken tırnaklarının pense tabir edilen bir alet ile söküldüğünü, sökülmüş olan tırnaklarının sağ baş parmağı, sol serçe ve işaret parmaklarının olduğunu, ifadesinden önce tuvalette kendisini dövdüklerini belirterek şikâyetçi olduğunu beyan etmiş ise de; yakalandığı andan itibaren üç kez alınan sağlık raporlarında vücudunda darp ve cebir izine rastlanılmadığının belirtilmesi, sanığın Patnos Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda, Patnos Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği tahliye talepli dilekçesinde, işkenceye veya kötü muameleye maruz kaldığına dair bir beyanda bulunmaması, ayrıca sanık müdafisi olan ve tanık olarak beyanına başvurulan…’un ifade sırasında sanık …’a herhangi bir şekilde işkence kapsamında bir davranış sergilenmediğini, ifadesini kendi hür iradesi ile verdiğini beyan etmesi karşısında; işlenmediğini bildiği hâlde, haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için şikâyetçilere ve katılana hukuka aykırı bir fiil isnat eden sanık …‘ın maddi olgu ve vakıalara dayanmayan isnatlarından ibaret başvurusunun Anayasal şikâyet hakkının kullanılması kapsamında da olmadığı anlaşıldığından sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Bizi Arayın
Whatsapp
